Taşlara mı döndü kalbin… Yarim gözlerim yolda… Bahar geldi geçti sen gelmez oldun.
Bu Azeri şarkıyı hangi sesten dinleseniz
içiniz tutuşur. Bir hasreti seslendirir. Kim bilir belki de Azerbaycan’ın
esaret günlerinde Türkiye’ye hasretin sesidir bu.
Karabağ’da var olmak nasıl da gurur
veriyor değil mi? Bir şekilde var olduk Karabağ’da ve bu, tarihi bir varoluş
şeklinde yazıldı herkesin dünyasına.
Türkiye, bir ara Bulgaristan’daki zulme
mani olmak için devreye girdi. Türkiye, Batı Trakya’daki Türklerin – Müslümanların
hukukunu savunur daima.
Türkiye Kıbrıs için canını dişine takarak
mücadele eder.
Aslında Türkiye, özellikle Ak Parti
iktidarları döneminde bütün küresel platformlarda mazlum İslam coğrafyaları
için de ses yükseltti. Filistin için, Myanmar için…
Gelin görün ki şu şarkı bugün Doğu
Türkistanlıların dilinde. Herkes biliyor ki, seslendikleri kalp Türkiye’nin
kalbi. Ve garip biçimde Türkiye sessiz. Hatta dünya konuşuyor Türkiye sessiz.
Ve en yadırganan şey Türkiye’nin sessizliği.
Amerikan emperyalizmi mi seslendiriyor
Doğu Türkistan’ın derdini, Çin’i vurmak için?
İngilizler mi, Kanada mı, Avrupa Birliği
mi?
Hiç kimse seslendirmesin mi?
Çin toplama kamplarına tıkmaktan,
tecavüze, kimliksizleştirmeye, sonuçta yok etmeye kadar uzanan bildiği her türlü
cinayeti işlesin mi?
Çin’in taaa Maoculuktan kalma
uzantıları var bütün dünyada. Bizde de var. Orada Maoculuk garip bir şekle
büründü ama bizdekilerin Çin tutkusu son bulmadı. Onlar, Doğu Türkistan
mazlumiyetini terörizm çamuruna bulamak için elinden geleni yapıyor. Bu, Doğu
Türkistan ile Amerikan politikalarını eşleştirme çabaları da onların marifeti.
Ne yazık ki, iktidarın medya uzantılarında
da bu fesat propagandasının alıcıları oluştu. Şu mantık o çevrede Pazar
buluyor: Amerika Çin’i çevreleme politikası çerçevesinde Doğu Türkistan
meselesini kullanıyor, iktidara muhalif olanlar Türkiye’nin Çin ile
ilişkilerini bozmak istiyorlar. Oysa şu anda Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı
noktasında Çin ile iyi ilişkileri var. Bu Amerikan oyununa gelmemek lazım. Vs…
Öyleyse…
Görme Doğu Türkistan’ın çığlığını.
Maalesef iktidarın aslında bu
konulara duyarlı tabanında da derin ve garip bir sessizlik var. Bu da iktidarla
iç içe bir gündem bağımlılığından kaynaklanıyor olabilir. İktidarın gör
dediğini görmek, görme dediğine de duyarsız kalmak gibi.
Bakın, ben 1969 yılında başladım yazı
hayatına. Doğu Türkistan vardı Türkiye’nin ve dünyanın gündeminde. Merhum İsa
Yusuf Alptekin’in çığlıkları nasıl görmezden gelinir? Bağımsız Doğu
Türkistan’ın son başbakanı hüviyetiyle Türkiye’ye sığınmış bir insan olarak
bütün Türk devlet adamlarının kapısını çalmıştır. Sadece Türkiye’nin değil,
Amerika’nın, Suudi Arabistan’ın, başka dünya liderlerinin. Bizzat ben kaç
mektup yazdım İsa Bey adına dünya liderlerine.
Orada bir Doğu Türkistan olduğunu
Türkiye Cumhuriyeti bilmez mi? Bilir tabii ki. Karabağ acısını bildiği gibi,
Asya’daki bütün o Türki Cumhuriyetleri bildiği gibi.
Asya’daki Türki Cumhuriyetler de
Amerika’nın gündeminde. Evet belli ki dünyada bir güçler mücadelesi var ve
herkesin o dengede bir ağırlığı var. Sovyet – Rus hakimiyeti altındakinin bir
kurtuluş mücadelesi varsa, Çin hakimiyeti altındakinin bir kurtuluş mücadelesi
varsa, kendisine nefes aldıracak imkanları arayacak, zorlayacaklar.
Çin nefes aldırmıyorsa, Çin’i
zorlayacak bir gücün yardımını arayacak. Türkiye’ye de bunun için sesleniyor.
Türkiye’nin gücü fiili bir kurtuluşu
sağlayamıyor olabilir, o zaman insanca yaşama şartlarını sağlayacak bir dil
geliştirirsiniz. Ama sessiz kalmazsınız. Hele “Sizi Amerika savunuyor,
Amerika’nın yanında yer alırsam Çin küser” gibi bir mantığa saplanmazsınız.
Hele, Çin’in uzantılarının Türkiye’de
iktidara yön veriyormuş gibi, argo ifadeyle söyleyelim, bir “numara
çekmeleri”ne fırsat tanımazsınız.
Belli birilerinin kalbi Çin’in hangi
büyüsüne kapılmışlarsa “taşlara dönmüş” durumda. “Müslüman yüreği”nden
bahseder Andre Malraux, İspanya İç Harbini anlattığı Umut romanında. İktidarda
bulunan insanlara yakıştırmam duyarsızlığı. Sessizlik de yakışmıyor. Hiç sorun
yokmuş gibi davranmak da yakışmıyor. Çinin her yaptığı yanına kar kalır gibi
davranmak da yakışmıyor. Bir dil bulunmalı ne kadar mecbur kalınırsa kalınsın
Çin ile ilişkiye.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.