Dış politikada dört bir yanımızda bu önemli gelişmeler yaşanırken Türkiye’de ise gündem Süleymancılara ve Furkan Vakfına yapılan operasyonlar. Sanki Ülkenin başka derdi yokmuş gibi hangi televizyonu açsanız, hangi sosyal medya mecrasına girseniz “Alihan Kuriş Suç Örgütü nedir? Süleymancılar kimdir, neden hedefte? Arif Ahmet Denizolgun eceliyle mi öldü, bir cinayete mi kurban gitti? Furkan Vakfının topladığı milyonlar nerede? sorularının uzun uzun tartışıldığına şahit oluyorsunuz.
Bütünüyle suni gündemle yaşayan bir toplum
haline geldik.
***
Türk kamuoyu oldum olası dış politikayı
pek sevmemiştir. Genellikle dış politika konularını yakından takip etmez.
Siyasilerin ilgisi ise getireceği oy hesabıyla sınırlıdır. Oysa son günlerde
dört bir yanımızda ülkenin güvenliğini doğrudan ilgilendiren son derece vahim
gelişmeler yaşanıyor.
Güneyimizde geçen hafta Suriye üzerinden
İsrail’le az kalsın savaşa tutuşuyorduk. 18 Ağustos’ta Türkiye sınırına sadece
70 km mesafede olan İdlib vilayetindeki Ebu El Duhur havaalanı İsrail uçakları
tarafından bombalandı, hem de 8 kez. Bu saldırılar İsrail’in Suriye’deki ilk
vukuatı değil. Geçen yıl 4 Nisan’da ve 8 Eylül’de yine Türkiye’ye çok uzak
sayılmayacak Humus Vilayetindeki Palmira ve T4 hava üslerini vurmuştu. 8
Eylül’deki saldırıda, Türk Milli Savunma Bakanlığı tarafından yalanlanmakla
birlikte, İsrail basınında Humusta bulunan Türkiye’de üretilmiş füze ve hava
savunma sistemi ekipmanlarının bulunduğu bir deponun imha edildiği iddia
edildi, hatta sosyal medyada Türk askerlerine ait olduğu öne sürülen cesetlerin
fotoğrafları bile dolaştırıldı. Allah’tan bu iddiaların aslı astarı çıkmadı.
18 AĞUSTOS SALDIRILARI NEDEN
ÖNEMLİ?
18 Ağustos saldırıları öncekilerden daha
vahim bir nitelik taşıyor. İsrail önce saldırıları üstlenmedi. ABD’nin Türkiye
Büyükelçisi ve Suriye/Irak Özel Temsilcisi Barrack’ın İsrail’i ifşa etmesi
üzerine, İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan resmi açıklamada, Şara Hükümeti
ile Suriye’de mevcut askeri statükonun korunacağına ilişkin bir mutabakata
varıldığı, İsrail’in müteaddit uyarılarına rağmen, Suriye’nin Türkiye’nin
sözkonusu havaalanına yerleşmesine izin vermek üzere olması nedeniyle üssün
vurulduğu ifade edildi. İsrail bu açıklamasıyla ilk kez Türkiye’yi ismen
zikrederek Türkiye’nin Suriye ile yürüttüğü askeri işbirliğinin sınırlarını da
kendisinin çizeceği mesajını vermiş oldu.
Geçtiğimiz hafta ortasında Axios haber
ajansına konuşan Başkan Trump, İsrail’in saldırıları hakkında
bilgilendirildiğini söyledi, ancak bu bilgilendirmenin saldırılardan önce mi,
sonra mı gerçekleştiği sorularını yanıtsız bıraktı. Bu arada dikkatlerden kaçmaması
gereken bir husus da İsrail saldırılarından 3 saat önce Trump’ın Cumhurbaşkanı
Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yapmış olması. Büyükelçi Barrack’ın
Türkiye’nin 2015 yılında sınırlarına yaklaşan bir rus uçağını düşürdüğü gibi
tepki vermemesi için ABD’nin yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğüne ilişkin
ifadeleri Trump-Erdoğan görüşmesinde bu konunun da ele alınmış olabileceğini
akla getiriyor.
Seçim dönemleri ilişkileri gergin ülkeler
için daima krizlere gebedir. Umarım anketlerde durumu pek parlak görünmeyen
Netanyahu 27 Ekim tarihinde gerçekleşmesi öngörülen seçimlere kadar yeni bir
çılgınlık yapmaz.
EGE’DE ISINAN SULAR
Batımızdaki Yunanistan’la Ege’de sular
ısınıyor. Türkiye’nin 7 Ağustos’da Suudi Arabistan ve Pakistan’la imzaladığı,
“Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, ardından da Doğu Akdeniz ve Ege’de ilan edilen
“Deniz milli parkları” Türkiye denilince pireden nem kapan Yunanistan’ı son
derece rahatsız etti. Bir de TBMM’nin yeni yasama dönemine kalan Yunanlıların
metnini görmeden “mavi vatan” yasası diye nitelendirdikleri deniz yetki
alanları tasarısı yasalaştığında, kopacak kıyameti tahmin edebiliyorum. 2027
yılı Yunanistan için seçim senesi olduğundan bu cephede de Türkiye’yi zor bir
dönem bekliyor.
RUSYA İLE İLİŞKİLER GERGİNLEŞİYOR
Kuzey komşumuz Rusya ile aramızda soğuk
rüzgarlar esiyor. Türkiye,Rusya-Ukrayna savaşının çıktığı ilk günden bugüne
kadar tarafsız kalarak arabulucu rolü oynayabilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
Trump ile telefon konuşmaları arttıkça, Putin ile diyaloğu azalmaya başladı.
Putin’in Türkiye’yi ziyaret etmesi artık gündemde bile değil. Ankara’daki NATO
Zirvesinin ardından Türkiye’nin Ukrayna’ya 283 milyon dolar tutarında
aralarında gelişmiş füze sistemlerinin de bulunduğu askeri malzeme satacağına
ilişkin haberler ve 6 Ağustos’ta bu satışa ABD Kongresinin onay vermesi
Rusya’nın sert tepkisine yol açtı. Rusya ile ilişkilerin bozulması Türkiye’nin
başına bela olan S-400’lerden kurtulmasını da güçleştiriyor.
BİTMEYEN ABD/İRAN SAVAŞI
Doğumuzdaki İran-ABD savaşı hala bitmedi,
yakında bitecek gibi de görünmüyor. Bir dediği bir dediğini tutmayan Başkan
Trump’ın İran’a tarihte emsali görülmemiş bir ekonomik savaş başlatacağını
söylemesi geçen hafta petrol fiyatlarını 12 dolar birden fırlattı. Tabii
Türkiye bu artışın ceremesini en fazla çeken ülkelerin arasında. İran’da devrim
muhafızlarının yönetimde artan ağırlığı İran’ı da daha uzlaşmaz bir çizgiye
itiyor. Umarım İran ABD’nin yeni Vietnamı olmaz.
TÜRKİYE’NİN İÇ POLİTİKA GÜNDEMİ
Dış politikada dört bir yanımızda bu
önemli gelişmeler yaşanırken Türkiye’de ise gündem Süleymancılara ve Furkan
Vakfına yapılan operasyonlar. Sanki Ülkenin başka derdi yokmuş gibi hangi
televizyonu açsanız, hangi sosyal medya mecrasına girseniz “Alihan Kuriş Suç
Örgütü nedir? Süleymancılar kimdir, neden hedefte? Arif Ahmet Denizolgun
eceliyle mi öldü, bir cinayete mi kurban gitti? Furkan Vakfının topladığı
milyonlar nerede? sorularının uzun uzun tartışıldığına şahit oluyorsunuz.
Bütünüyle suni gündemle yaşayan bir toplum
haline geldik.
Ne diyelim, Allah sonumuzu hayır etsin.
*Hasan Göğüş, Emekli Büyükelçi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.