Beklenen çerçeve yasa nihayet mecliste yüksek bir oyla kabul edilerek çıktı, böylece hem süreçle ilgili yeni bir evreye geçildi hem de barışa ve demokratikleşmeye dair beklentiler biraz daha büyüdü. Burada önemli nirengi noktası iktidarın bu süreci uzatmadan uygulamayı başlatmasıdır. Çünkü yasanın kabulü, sürecin sonu değil bundan sonraki adımların başlangıcıdır. Toplumun beklentisi artık yalnızca düzenlemenin çıkmış olması değil, ortaya konulan iradenin hayata geçirilmesidir.
İkinci önemli husus da demokratikleşme ile
ilgili adımların atılması meselesidir. İktidar partisi sözcüleri yasanın,
meclis komisyon raporunun altıncı bölümünün birebir yasalaşmasından ibaret
olduğunu beyan ettiler. Madem öyle; yedinci bölüme dair demokratik adımların
atılması gerekir. Tam da burada Sayın Özgür Özel’in “imza namustur”
belirlemesinin gereği ortaya çıkıyor. Verilen sözlerin, ortaya konulan
mutabakatların ve Meclis iradesinin gereğinin yerine getirilmesi, bundan
sonraki sürecin samimiyetini gösterecek en önemli test olacaktır.
Niyet halis ve samimi ise yolun yarısı
geçilmiş demektir, değilse, oya, ajandaya tahvil etmeye dönükse toplumun güveni
sarsılır. Güven duyulmayan, toplumsal desteği kaybeden bir projenin ise başa
gitme şansı ise yoktur. Bu anlamda şimdi sözün değil, uygulamanın zamanıdır.
Samimiyetin, iradenin ve demokratikleşme iddiasının en önemli göstergesi bundan
sonra atılacak adımlar olacaktır.
YENİ BİR PARADİGMAYA GEÇİLDİ
Bazen ülkelerin ve toplumların bazı
sorunlar karşısında ağırlaşıp hantallaştığı ve hatta bir çıkmaza bir kısır
döngüye girdikleri dönemler olur. Tarih böyle dönemlerde atılan ve atıl(a)mayan
adımlarla şekillenir. Nitekim yarım asra yakın bir tıkanma, mecliste bir
tokalaşma ile başladı ve karşılıklı çağrılar ve uygulamalarla bugüne geldi.
Einstein, sorunlar, o sorunların
yaratıldığı düzlemde kalınarak çözülemez, diyor. Bunun için yeni bir zihniyet
yeni bir anlayış gerekir. Bu yeni bir durumdur, bu durum yeni bir paradigmaya
işaret eder. Nitekim bu süreç Bahçelinin yeni bir düzleme geçmesi ile başladı,
bu çıkış birçok kişiyi şaşırtıp şok etti, ardından boşluklar ve zikzaklar
yaşansa da durum nihayet yeni yasayla hukuki zemine kavuştu.
O halde artık bu yeni duruma göre hareket
etmek gerekir. Eski kodları, kuralları ve söylemleri ve jargonları geride
bırakmak gerekir. Zira artık yeni bir düzlemdeyiz. Buna uygun bir zihni yapı ve
buna uygun yeni hareket tarzı gerekiyor. Yeni paradigmaya “…mış gibi” yapmakla
geçilmez, niyeti pratikleştirmek gerekir.
Hatırlayalım, Bahçeli 22 Ekim 2024’te
mecliste bir çağrı yaptı, Öcalan bu çağrıya 27 Şubat 2025’te olumlu yanıt verdi
ve örgüte çağrıda bulundu. Örgüt Öcalan’ın silah bırakma ve kendini feshetme
çağrısına uyarak 12 Mayıs 2025’te kongresini toplayıp kendini feshetme kararı
aldı. Ardından 11 Temmuz 205 tarihinde Süleymaniye kırsalında onları yakarak
silahlara veda ettiğini açıkladı.
Ve gene hatırlayalım, bu sırada sürece
karşı olanların her safhada örgütle ilgili “olmaz-yapmazlar” dedikleri her şey
oldu. Bu sürede hükümetin somut bir adım atmaması toplumda bir güvensizliğe ve
süreç karşıtlarının sesinin daha gür çıkmasına yol açtı.
Bahçelinin ise ses getiren açıklamaları
devam etti. En ilgi çekeni; Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve
Demirtaş yuvaya dönünceye kadar kararımız nettir, söylemiydi. Fakat buna rağmen
yasal değişiklik bile gerektirmeyen hiçbir somut adım atılmayınca toplumda
sürece dair bir umutsuzluk belirmeye başladı.
SİLAH BIRAKMA VE EVE DÖNME
AŞAMALARI
Silahların bırakılmasıyla ilgili iktidarın
tespit ve teyit şartını öne alan yöntemin işlemeyeceği anlaşılınca bundan vaz
geçildi, böylece bekleme sona erdi, beklenen yasal adım atıldı.
Şimdi de eve dönüşlerin gerçekleşmesi için
yeniden tespit ve teyit şartı bir ön koşul olarak ileri sürülüyor; umarız bu
noktada da gene ipe un serilmez ve iş sürüncemede bırakılmaz. Yasa gereğince
MİT’in ve ilgili kurumların tespiti ve Milli Güvenlik Kurulunun bunu teyit
etmesi ile süreç işleyemeye başlayacak ve asıl aşamaya geçilecek, işte o zaman
eve dönüş dediğimiz süreç başlayacak.
DEMOKRATİK ENTEGRASYON, TOPLUMSAL
BÜTÜNLEŞME
Yasanın kapsadığı üç grup insan var:
Birincisi elinde silah bulunduranlar; ikinci grup içerde yatan ve hüküm giymiş
olan ya da soruşturma ve kovuşturmaları devam edenlerdir; üçüncü kesim ise yurt
dışında sürgünde olanlardır. Bu üç kesimin yurda dönüşü riskleri ve
avantajlarıyla birlikte yeni bir atmosfer oluşturacak.
Bu noktada dördüncü adım olan toplumsal
entegrasyon devreye girecek. Burada vurgulanması gereken husus bazılarının
beklediği üzere toplumsal entegrasyon bir asimilasyon değil, yeni bir durumdur.
Entegrasyonun başarısı hem toplumun psikolojik olarak buna hazır olması hem de
atılacak demokratikleşme adımlarına bağlı. Toplumsal psikolojinin
hazırlanmasında barış dilinin kullanılması ve empati yapılması büyük rol
oynayacaktır. Tabi bütün bunlar için bu adımların siyasal bir ajanda için
araçsallaştırmaması gerekiyor.
HAKİKATLERLE YÜZLEŞMEK VE
REHABİLİTASYON
Eve dönüşle her şey bitmiş olmayacak.
Yapılanları bir oldu bitti-ye getirmeden ve yılların ortaya çıkardığı
cerrahtalar halının altına süpürülmeden onlarla yüzleşmek gerekecektir.
Yüzleşme bir yargılama ve öç alma değil, yüzleşerek iyileşme, birbirini anlama,
affederek kucaklaşma ve toplumsal barışa katkıda bulunmadır.
Bu süreçte son bir adım kalıyor, o da
toplumsal rehabilitasyon aşmasıdır. Yıllardır toplumsal ve sosyal hayattan
uzakta bulunan kimi örgüt mensupları sosyal yaşama ve toplumsal bütünleşmeye
entegre olmakta sıkıntı çekebilirler, o zaman bu unsurların rehabilitasyonu da
önemli bir husus olarak belirecektir.
Böylece demokratik entegrasyon ve
toplumsal bütünleşme başarı ile tamamlanmış olacak. Tabi bütün bu adımların
gerçekleşmesi için toplumsal hoşgörü, karşılıklı kabullenme, empati ve barış
dili çok önemli. Bunlar aynı zamanda toplumsal, sosyal ve siyasal iş ve
işlevlerde bulunmanın önünü de açacaktır. Bu durum ise hiç kuşkusuz
demokratikleşe ile yakından ilgilidir.
ORTAK MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK
Sürecin en önemli handikabı sürüncemede
bırakma ve demokratikleşme adımlarının atılmamasıdır. Çünkü cari iktidar uzun
iktidar döneminde bu yöntemi bir tarz olarak hep kullandı. Kürt sorununu yıllar
içinde siyasi amaçlarına vasıta yaparak hep çözüyormuş gibi yaptı ama çözmedi.
Bugün de sürecin önündeki en önemli tehlike, demokratik kazanımları vermemek,
vermek zorunda kaldığında az vermek, az vereceğini de sürüncemede bırakarak
vermektir.
Madem barış süreci başladı, toplumun bütün
kesimlerini kucaklamak ve barışmak esas olmalı.
Örneğin, AYM ve AHİM kararları hemen
uygulanmalı, kayyımlar kalkmalı, yargıyı siyasal çıkarları için kullanmaktan
vazgeçilmeli. Aksi taktirde silah bırakma işi “terörü bitirme” propagandasına
dönüştürerek anti demokratik tavrını sürdürürse bundan bir toplumsal barış
çıkmaz.
İşte bu yüzden toplumun önemli bir
kesiminde iktidara bu konuda güvensizlik var, süreci siyasi çıkarları için
araçsallaştıracağı kaygısı var. Bu kaygının giderilmesi her şeyi iktidarın
insafına ve inisiyatifine bırakmadan sorumluluk üstlenmek ve ortak mücadeleyi
yükseltmekle olur.
SONUÇ
Mecliste oluşturulan siyasal mutabakatın
toplumsal mutabakata dönüştürülmesi, demokratikleşeme adımlarının da zaman
kaybetmeden atılmasına bağlı. Barış ve demokrasinin eş güdümü ile yakalan
olumlu fırsat ikinci yüzyılda Türkiye’nin adil ve müreffeh bir ülke olması için
kullanılmalıdır.
Unutmamak gerekir ki asırlık bir mesele ve
yarım asra yakın çatışma ortamının yaratığı acılar ve sıkıntıların son bulacağı
bir eşikten geçiyoruz. Bu noktadan sonra artık enerjimizi birbirimizi tüketmeye
değil refaha ve demokratikleşmeye derz etmek için bir fırsat penceresi açıldı
ülkenin önünde. Bunu heba etmeye kimsenin hakkı yok.
Önümüzdeki sınav tahriklere kapılmadan,
provokasyonlara gelmeden bu tarihi fırsatı yerinde ve doğru değerlendirmektir.
Burada önemli olan işi sadece silahsızlanma parantezine sıkıştırmak değil aynı
zamanda demokratikleşme adımlarıyla büyütmektir ve süreci bir partinin amaçları
için araçsallaştırmadan başa götürmektir. Zira artık yeni bir yolda ve yeni bir
düzlemdeyiz.
*Prof. Dr. Ahmet Özer, Esenyurt
Belediye Başkanı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.