26 Temmuz 2025 Cumartesi

Yeşil Kuşak’tan BOP’a Siyasal İslamcılara Biçilen Roller - 2 | Kullanışlı aparatlar işbaşında İbrahim Varlı/26.07.2025

Yeşil Kuşak’tan BOP’a Siyasal İslamcılara Biçilen Roller - 2 | Kullanışlı aparatlar işbaşında

Soğuk Savaş döneminde ABD’nin kolları arasında  palazlanan siyasal İslamcılar, her daim emperyalizmin kullanışlı birer aparatı oldular. 80’lerden günümüzde CIA’in kendilerine çizdiği yörüngede ilerlediler.

Sadece 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde yaşananlar siyasal İslamcılarla emperyalizm arasındaki tarihsel bağı çarpıcı bir biçimde ortaya koymaya yeter. Yeşil Kuşak’tan “Ilımlı İslamcılık”a uzanan hatta siyasal İslamcılar Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) ana aktörü oldular. Bölgenin ABD-İsrail ekseninde toptan dönüşümünü öngören plan doğrultusunda silahlı kalkışmadan iç savaşa her türlü yöntemi denediler.

7 Ekim saldırıları sonrasında aşlayan BOP’un bu en kanlı evresinde siyasal İslamcılar Washington-Tel Aviv hattına sıkı sıkı sarıldılar. Bölgenin dizaynında “mıntıka temizliği” yaptılar. İsrail’in acımasız saldırılarına açık-örtülü destekler sundular. Amerikan politikalarına eklemlenme karşılığında ise kendi rejimlerini tahkim ettiler.

BARRACK’IN EMİRERLERİ

Bu bağımlı ilişki kendisini bugünlerde çok daha açık bir şekilde gösteriyor. Kendi gelecekleri için Trump politikalarına yaslanan gerici-otokratik rejimler Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için İsrail ile birlikte düğmeye basan ABD’nin bölgeye atadığı özel elçi Tom Barrack’ın kulaklarına üflediği talimatları dillendiriyorlar.

İki ay önce Ankara’da göreve başlayan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Elçisi Tom Barrack, çizdiği projelerle bölgede cirit atarken bir tek aktörden itirazla karşılaşmıyor. Beyrut yönetimine, Colani’ye, Kürtlere, Türklere, Dürzilere talimatlar yağdıran Barrack, herkesi hizaya çekerken adeta el üstünde tutuluyor. Türkiye için ümmetçi Osmanlı sistemini dillendiren, Suriye’de etnik-mezhepsel güç dağılımı ortaya atan Barrack, Ankara-Beyrut-Şam hattında Ortadoğu şerifi edasıyla mekik dokuyor.

Barrack önceki gün de Colani yönetimi ve İsrail’li yetkilileri Paris’te bir araya getirdi. Barrack, X’te yaptığı açıklamada, “Paris’te Suriyeliler ve İsraillilerle bir araya geldim. Amacımız diyalog ve gerginliğin azaltılmasıydı ve tam da bunu başardık. Tüm taraflar bu çabaları sürdürme kararlılıklarını yineledi” dedi. HTŞ yönetiminin İsrail’i tanıması gündemde. İsrail heyetinin Suriye ile mutabakatı tamamlamak üzere yakında Bakü’ye gitmesi bekleniyor.

ANKARA TRUMP’A BAKIYOR

Barrack, Suriye’de Amerikan-İsrail çıkarlarını önceleyen bir yeniden dizayn peşinde koşarken Türkiye buna çoktan razı olmuş durumda. Trump politikalarına asılarak çürümüş iktidarının ömrünü uzatmaya çalışan tek adam rejimi “Sam Amca”nın yönelimleri doğrultusunda pozisyon alıyor.

Suriye’de Amerikan politikalarına eklemlenen Ankara, bu ülkedeki pastadan pay kapmaya çalışıyor. Kürtlerin otonom veya özerklik gibi bir kazanımının önüne geçmeye çalışılsa da yeni Suriye’nin dizaynı için Washington ile birlikte hareket ediliyor.

∗∗∗

SİLAHLAR TESLİM EDİLMEYECEK

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Sözcüsü Ebcer Davud, HTŞ yönetimine katılmaları için 30 günlük bir takvim belirlendiği ve silahlarını teslim edecekleri yönündeki iddiaları reddetti. Davud, "Koşullar silahları teslim etmeye uygun değil" dedi. Davud, "Güneyde yaşanan şiddet olayları, IŞİD’in artan tehditleri ve genel güvenlik durumu göz önüne alındığında, koşullar silahlarımızı teslim etmemize elverişli değil" dedi. SDG olarak devlet kurumlarına katılmaya hazır olduklarını belirten Davud, “Güçlerimizin tanınacağı, anayasal bir anlaşma sağlanırsa Suriye ordusunun bir parçası olabiliriz. Ancak şu aşamada koşullar buna uygun değil” ifadelerini kullandı.

∗∗∗

ABD-TÜRKİYE-ŞAM’DAN ORTAK OPERASYON

Halep’in El Bab kırsalında, ABD, Türkiye ve Şam yönetimine bağlı güçlerin katılımıyla IŞİD’e karşı kapsamlı bir askeri operasyon düzenlendiği bildirildi. Mepa News’in aktardığına göre, Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına bağlı güçlerin sahada yürüttüğü operasyona, ABD’ye ait hava araçları da havadan destek verdi.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Paris’te Suriye Dışişleri Bakanı Esat Şeybani ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ile bir araya geldikleri fotoğrafı paylaştı. (Fotoğraf: AA)

∗∗∗

DOÇ. DR. ÖZLEM KAYGUSUZ: TÜRKİYE BUGÜNE KADAR KENDİSİNDEN BEKLENEN ROLÜ OYNADI

Suriye’de ana siyasi denklemin SGD VE HTŞ arasında olduğu ve ülkenin yeni siyasi düzeninin, şu anda askeri gücünü devretmeyi riskli gören Kürtler ve HTŞ’nin temsil ettiği Arap çoğunluk arasında varılacak anlaşmalarla belirleneceği düşünülürken tabloya ülkenin güneyini kontrol eden İsrail’in güçlü desteğini alan Dürzilerin de girmesi durumu epey karmaşıklaştırdı. İlk bakışta ülkenin Lübnanlaşma riskinin arttığını ve bunun yeni emperyalist tasarım olduğunu düşünmek mümkün. Ancak tam olarak böyle olmayabilir. Suriye’de merkezi bir otoritenin olabildiğince hızla oluşturulması da isteniyor. Çünkü siyasi karmaşanın uzaması, Suriye’yi yeniden inşa edecek Körfez ve Avrupa sermayesini bekletmek anlamına geliyor. Diğer yandan zaman içinde Rusya’nın da bu karmaşadan yararlanarak İran üzerinden bir takım hamleler planlamaya çalışması mümkün. Bir başka nokta da, Suriye’de HTŞ kontrolünün kurulamadığı bölgelerde mevcut koşullardan yararlanarak kimi aşiret güçlerinin ve/veya örgütlerin siyasete dahil olmaları ve durumun hepten kontrolden çıkma olasılığı. Dolayısıyla kısa vadede anayasal bir çerçeveye kavuşturulamasa da, Suriye’deki tüm aktörler İsrail ve Türkiye üzerinden disipline edilmeye çalışılıyor.

Trump yönetimi Suriye’de tablonun karmaşıklaşmasını, sahada hareket alanını genişletebilecek yeni vekil güç/şiddet odaklarının oluşmasını hiç istemiyor ancak böyle bir durumu kışkırtan İsrail’i tam olarak kontrol edemiyor. Dolayısıyla ABD ile İsrail arasında Suriye’nin siyasal düzeni konusunda ciddi bir ayrışma olduğu söylenemez ama nihai bir anlaşma da henüz yok gibi görünüyor. Burada ilginç olan İsrail’in Kürtlerden çok Dürzilerin destekçisi olarak Suriye’de işgalcilikten aktörlüğe doğru gitmekte oluşudur. Türkiye’nin son çıkışı da bununla ilgili görünüyor. Türkiye, İsrail’in Dürziler ve Kürtler üzerinden, ülkenin güneyindeki askeri varlığına dayanarak belirleyiciliğini arttırmasını istemiyor.  Aynı şekilde ABD de İsrail’in bu kadar fütursuzlaşarak Suriye’deki merkezi bir otorite inşasını istikrarsızlaştırmasını istemiyor. Türkiye’ye İsrail’i sınırlama konusunda destek veriyor. Bu durum bir bakıma geçtiğimiz ekim ayından bu yana Suriye’de ABD, Türkiye ve İsrail arasında oluşan uyum/paslaşma siyasetinin ve aslında AKP iktidarının tarihsel olarak bölgede ABD ile uyum içinde hareket etme politikasının yeni bir tezahürü.

Bu uyum Cumhur ittifakını içerde de oldukça güçlendiriyor ve elini rahatlatıyor. ABD desteğinin Cumhur ittifakının iç siyasetteki her türlü girişimi, özellikle ana muhalefete karşı yürütülen süreçlerdeki önemi yadsınamaz. Türkiye bugüne kadar HTŞ’nin tüm Suriye’de hakimiyetini güçlendirmesi, IŞİD vb radikal güçlerin kontrol altında tutulması ve İsrail’in oldubittiyle sonuçlanan eylemlerine rağmen bir ölçüde sınırlandırılması gibi konularda kendisinden beklenen rolü oynadı ve bu konular ABD’nin mevcut iktidara desteğinin en temel nedenleri. Sonuç olarak Trump yönetiminin Suriye’de işleri istediği hızda götüremediğini, ancak bir süre daha bölgedeki aktörleri birbirine karşı konumlandırarak HTŞ ve liderinin performansını izleyeceğini öngörebiliriz. ABD, Türkiye’nin desteği ile HTŞ’nin radikal İslamcılıktan görünürde sıyrılarak IŞİD’i kontrol ettiğini görüp, ardından bölgede savaşın yerini ticaret ve altyapı inşasının alacağı süreci başlatmak istiyor. Aynı zamanda da İsrail’i Türkiye ile dengeleyerek durdurmayı planlıyor. Bu durum Türkiye’nin iç siyasetinde iktidarın elinin bir süre daha rahat olacağı anlamına da geliyor.

∗∗∗

PROF. DR. MUSTAFA TÜRKEŞ: BARRACK, BAHÇELİ, ERDOĞAN ÜÇLÜSÜNE BAKILDIĞINDA PLAN KOKUSU GELİYOR

Soğuk Savaş döneminde siyasal İslamcıların, biraz da milliyetçilerin, dahil edildiği süreç bugün de devam ediyor. Yeşil Kuşak’tan 90’ların sonunda hayata geçirilmeye çalışılan, adına ister BOP deyin isterse de başka bir şey, Ortadoğu’yu yeniden biçimlendirme girişimi kesintisiz sürüyor. Dönüştürmekti amaç bölgedeki ülkeleri finans kapitale, neo liberal politikalara açık hale getirmek ve İsrail’in güvenliğini sağlamak. Irak, Libya sonrasında da Suriye kanlı bir şekilde dönüştürüldü. Bütün bu süreçlerle kullanılan silahlı aparatlar bugün siyasi parti veya düşünce kuruluşlarıymış gibi hareket ediyorlar. Silahlı İslamcıları transforme edip nerede ihtiyaç varsa orada kullandılar. Siyasal İslamcılara biçilen roller Soğuk Savaş’ta da aynıydı, bugün de. Suriye’de İslamcıları ve de milliyetçileri nasıl kullandıkları ortada. HTŞ’yi terör listesinden çıkarıp ortakları yaptılar.

EMPERYALİSTLER TEK ATA OYNAMAZ

Emperyalizm tek bir ata oynamaz, HTŞ’ye, SDG’ye, diğer aktörlere birden fazla ata oynar. Bütün bunları neden yapıyor; İsrail’i rahatlatmak, ikincisi bölge ülkelerinin Tel Aviv ile barıştırmak. İsrail’i küresel finansın merkezi yapmak istiyorlar.

Emperyalizm bölgesel aktörleri nasıl tanzim eder; Güçlü liderler, tek adam yönetimleri isterler, çünkü bu liderler finans kapitalin dediklerini rahat uygularlar. Ama aynı zamanda bu liderler bıçak sırtındadırlar. Her an her şey yapılabilir. Bıçak sırtında tutulan bir lider, ülke arzu ederler. Bıçak sırtındaki bir iktidar birçok şeyi göz ardı edemeyecek kadar bağımlı halde olur.

BARRACK’TAN ALIYORUZ HABERLERİ

Erdoğan yönetimi yeni sürece eklemlenmiş halde. Çözüm sürecine dair gelişmeleri Bahçeli ve Barrack’tan öğreniyoruz. Barrack Osmanlı sistemi öneriyor, bölgede dinsel kimlikler üzerinden bölünmüş bir düzen istiyorlar. Bunu destekleyen açıklamalar da Erdoğan ve Bahçeli’den geldi. Barrack, Bahçeli ve Erdoğan üçlüsüne bakıldığında sadece Ortadoğu’nun değil Türkiye’nin de yeniden projelendirme arzusunun kokuları geliyor. Lozan’ın, Cumhuriyet’in bir hezimet olduğu lakırdılarının tedavüle sokulması tesadüfü değil. Bunların hepsini birlikte ele aldığımızda ortada bir projelendirme olduğu görülecektir. Tabi bu projelendirme girişimleri kapalı kapılar ardında yapılıyor, açıktan konuşulmuyor. Resmin bütünü bize şunları gösteriyor; ABD, Batı emperyalizmi Ortadoğu’yu yeniden biçimlendirmeye çalışıyor. Bunu yaparken de siyasal İslamcılara biçilen görev ve roller var. Rejim de üzerine düşeni yerine getiriyor. SDG’ye karışmama karşılığında içeride kendi rejimlerine yönelik eleştirileri savuşturuyorlar. Aynı zamanda kredi muslukları açılacak. Özetle içeride gerçekleştirmek istediği siyasal dizaynı garantiye alıyor. İktidarın bu konudaki tutumu net, ne yapmak istediğini açıkça ortaya sermiş durumda. Burada muhalefetin tutumu belirleyici. Muhalefet ne yapmalı, burası önemli. Net bir duruş sergilemeli. İçerideki ve dışarıdaki dizaynların faturası emekçilere, halka çıkacak. Sosyalistler ise yaşananları, süreci netleştirmeli, teşhir etmeli. Çok şey oluyor, çok kafa karışıklığı yaratacak gelişme var. Öncelikle bu kafa karışıkları giderilmeli. Kürt sorununun bu şekilde çözülmeyeceği anlatılmalı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.