Yeni Şafak, Kâmil Darbaz adlı iş insanının, milyonluk araziyi ortağının kendisinden habersiz sattığı gerekçesiyle 17 yıl önce açtığı davada Abdullah Yaman’ın taraflı davrandığını, görevini kötüye kullanarak davayı etkilediğini öne sürüyordu.
“Yeni Şafak Çetesi”
başlıklı açıklamayla yanıt veren Yaman, “Beni karalamaya kalkışmasının yegâne
nedeni haksız taleplerine geçit vermememdir” diye meydan okudu. Fakat Yeni
Şafak, Yaman’ın yanıtına yer vermeden 26 Ekim ve 28 Ekim’de iki haber daha
yayımladı.
Enteresandır, ne Adalet
Bakanı ne de Yargıtay Başkanı’ndan bir açıklama geldi; tamamen suskun kaldılar.
Beklenmedik şekilde Yeni Akit’in başyazarı Ali İhsan Karahasanoğlu,
“muhafazakâr çizgideki bir yayın grubu” deyip Yeni Şafak’ın adını vermeden,
“İşte ‘Hodri meydan’ diyebilen örnek bir yüksek hâkim” başlıklı yazısıyla
Yaman’ı savundu.
Ancak Karahasanoğlu’nun
çıkışı Yeni Şafak’ı durdurmaya yetmedi. 29 Ekim’de “Hakareti bırak, dosyaya
bak”, 30 Ekim’de “Ortak mülk habersiz satılamaz” haberleriyle devam etti.
Yaman da bir açıklama daha yaparak, Yeni
Şafak’ı, “yarı resmi El Ahram” ve “dünyalık namına ne varsa hepsine kavuşmuş;
ancak ahlak, etik, haysiyet, din gibi kavramları geçmişteki gecekondusunda
unutmuş obez çete” olarak nitelendirdi. Yeni Şafak da Yaman’ı istifaya çağırdı.
Yeni Şafak’ın, “özel”
olan, ama muhabir imzası taşımayan yedi haberi de hukukçuların elinden çıkmış
gibi. Gazeteci yazmış olsa habercilik kurallarına uyulur, iki tarafın da
görüşlerine yer verilirdi; sonra da Yaman’ın yanıt hakkına saygı gösterilirdi.
Halbuki burada açıkça tek
yanlı, hakaret de içeren bir saldırı söz konusu. Yargıtay hâkimi, “FETÖCÜ” diye
damgalanarak, kanıtsız iddialarla suçlanıyor; açıkça yargıya baskı yapılıyor.
Üstelik Yeni Şafak’ın bu
davaya müdahalesi yeni değil. 2017’de de bu davayla ilgili “Arazi gasbına terör
soruşturması” haberi yayımlanmış. Kâmil Darbaz, o haberde de “Devlet içinde bu
adamları koruyan FETÖ'cüler mi var hâlâ” diyerek, başka isimleri davayı
etkilemekle suçlamış.
Aradan geçen yıllar
içinde ne oldu da Yeni Şafak, bir iş insanının arazi davasını bu kadar
sahiplendi de bu dava üzerinden yargıya baskıya kalkıştı? Ticari çıkarlar mı,
yoksa Yargıtay’daki bu daireyle ilgili başka bir neden mi söz konusu? Bu
soruların yanıtını bilmiyoruz.
Bildiğimiz, Yeni
Şafak’ın, daha önce sahibi Albayrak Grubu lehine yayınlar yaptığı, gazeteciliği
şirket çıkarlarına alet ettiği... Örneğin, Yeni Şafak, Albayrak - Öztaş
ortaklığının TOKİ’ye karşı açtığı davadaki bilirkişiyi de “Bilirkişi mi, çete
mi?” haberiyle hedef almıştı.
∗∗∗
TURHAN ÇÖMEZ VE
GAZETECİNİN EMEĞİ
Sözcü’nün, “O casusun
AKP’lilerle Londra fotoğrafı çıktı” haberinde “İYİ Partili Turhan Çömez,
İmamoğlu’nun ‘casusluk’ iddiasıyla tutuklanmasına yol açan Hüseyin Gün’ün
AKP’lilerle çektirdiği fotoğrafı paylaştı” yazıyordu.
Halbuki aynı gün, 30
Ekim’de Cumhuriyet’te çıkan haberde bu fotoğrafı, Halk TV’den Bahadır Özgür’ün
ortaya çıkardığı belirtiliyordu. Doğrusu da buydu.
Bahadır Özgür, 28 Ekim’de
saat 15.45’te halktv.com.tr’de yayımlanan “Casuslukla suçlanan isim anlattı:
AKP’li bakanlarla Londra’da toplantı organize etmiş” başlıklı yazısında
Londra’da 2010’da çekilen o fotoğrafa yer vermişti. Halk TV de haberi saat 16.04’te
X’ten paylaşmıştı.
Turhan Çömez ise
Londra’da toplantıya ilişkin haberi ve fotoğrafı sosyal medya hesabından iki
saat kadar sonra paylaşmıştı. Ancak paylaşımında kaynak göstermemişti.
Aslında Sözcü’nün, haberin ve fotoğrafın
kaynağının Bahadır Özgür olduğunu fark etmesi gerekirdi. İki gün boyunca birçok
haber sitesi, gazete ve TV’de kaynak verilerek kullanılmıştı.
Sözcü’nün tavrı
özensizlik, ama Turhan Çömez’inki aleni intihal. Etik açıdan sorunlu bir
davranış. Bahadır Özgür, tepki gösterip “Muhalif milletvekilleri de
gazetecilerin emeğine çökmese iyi olur” demekte haklı. Gazeteci olarak tek
isteği, hakkının teslim edilmesi…
∗∗∗
EUROFIGHTER HABERLERİNİN
YANLIŞI
Türkiye’nin,
İngiltere’den 20 yeni Eurofighter Typhoon uçağı satın alacağı açıklandı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmayı da
imzaladı.
Fakat Anadolu Ajansı’nın
“Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Starmer, Eurofighter Typhoon
savaş uçağı işbirliği anlaşmasını imzaladı” haberinde anlaşmanın Türkiye’ye
maliyeti konusunda bilgi yoktu. Aynı şekilde aralarında BloombergHT, Habertürk,
Haber7, Hürriyet, Milliyet, NTV, TRT Haber, TGRT Haber, Yeni Şafak’ın da
bulunduğu iktidar medyasında anlaşmanın bedeli ve içeriği ile ilgili ayrıntılı
bilgi verilmiyordu.
AA, Hürriyet, TRT Haber
ve Milliyet’in de aralarında olduğu iktidar medyası, ancak bir gün sonra
“Türkiye ile İngiltere arasındaki Eurofighter Typhoon anlaşması Avrupa
basınında geniş yer buldu” haberlerinde Corriere della Sera, BBC ve Guardian
ile Le Figaro’dan anlaşmanın maliyetinin 8 milyar sterlin (10.7 milyar dolar)
olduğunu aktardılar.
Uçakların maliyetinin
iktidar medyasında açıkça yazılabilmesi ve başlıklara çıkabilmesi için Milli
Savunma Bakanlığı’nın dört gün sonra açıklama yapması gerekti. MSB de Avrupa
medyasından farklı olarak, maliyeti 5.4 milyon sterlin olarak açıkladı.
Tabii bu farkın nedenini
yazmadı savunma muhabirleri. Halbuki bir anlaşma haberinde tören konuşmalarının
aktarılmasıyla yetinilmez; anlaşmanın içeriği, maliyeti gibi bilgiler de
eklenir.
Nitekim Eurofighter
haberlerinde uçakların maliyetini vermeyen gazetelerden biri olan Akşam,
İspanya’ya 45 Hürjet satışı söz konusu olduğunda habere “3.1 milyar euroluk
onay” başlığı attı. Maliyet önemli olmasa bu haberde başa çıkarılmazdı. Eksik
haber yanlış haberdir.
∗∗∗
ŞANSÖLYE MERZ
HABERLERİNDE AYRIŞMA
İktidar medyası ve
muhalif medya, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Cumhurbaşkanı Tayyip
Erdoğan’ın ortak basın toplantısı haberlerinde de ayrıştı.
Akşam, Hürriyet, Sabah,
Türkgün, Yeni Akit, Yeni Şafak gibi gazeteler Erdoğan’ın, İsrail’in Gazze’de
uyguladığı vahşeti kastederek, Almanya’ya yönelttiği “Bunları Almanya olarak
sizler görmüyor musunuz?” eleştirisini başlığa çıkardı.
Ancak bu gazeteler,
Merz’in, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması nedeniyle Türkiye’ye yönelttiği
eleştiriyi hiç vermezken Hürriyet, satır arasında geçiştirdi. Türkiye gazetesi
ise farklı olarak Erdoğan’ın bu konudaki sözlerini öne çıkardı, ama o da
Merz’in eleştirisini yayımlamadı.
Cumhuriyet, Sözcü, Karar
gibi muhalif gazeteler de haberlerini Merz’in İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla
ilgili soruyu yanıtlarken kullandığı “Türkiye'de hukuk devleti ve demokrasiyi
henüz yeterince karşılamayan kararlar alındı” cümlesi üzerine kurdu. Cumhuriyet,
Erdoğan’ın Gazze konusunda Almanya’ya yönelik çıkışmasına haberde yer
vermezken, Sözcü ve Karar, Erdoğan’ın bu konudaki sözlerini de haberlerinde
aktardılar.
Muhalif medyadan ayrışan
Nefes ise iktidar medyasında olduğu gibi Gazze’yi başa çıkardı ve İmamoğlu
konusunu aktarmadı. BirGün de Merz’in eleştirisini hiç görmedi; Erdoğan’ın
İmamoğlu sorusuna yanıtını aktardı, ama Gazze’ye ilişkin eleştirisine haberde yer
vermedi.
İktidar medyasının
Merz’in, muhalif medyanın da Erdoğan’ın eleştirisini aktarmaması büyük yanlış.
Haberlerde neyin başlığa çıkarılacağı editöryal tercihtir ama her iki liderin
sözlerinin ana unsurlarının eksiksiz verilmesi gerekirdi. Haberde nesnellik tam
da budur. Olan biteni tam ve doğru vermek. Başlık tarafınızı yansıtabilir, ama
haber nesnel olmak zorundadır.
∗∗∗
ULUSAL DİJİTAL HAFIZA
MERKEZİ
Tele1’e yargısız
cezalandırmayla kayyum atanmasının ardından YouTube hesabındaki videoların
aniden silinmesi, sonra da hesabın tümüyle kapatılması biz gazetecileri
endişelendirdi.
Ancak daha sonra YouTube
hesabını TMSF’nin atadığı kayyumun değil, kayyumun müdahalesine karşı koruma
amacıyla Tele 1 ekibinin geçici olarak kapattığı anlaşıldı. Farklı şirkette
olduğu için kayyumun etki alanı dışında kalan YouTube hesabı daha sonra açıldı.
Fakat bu olup bitenler,
onca emekle, çabayla üretilen haberler, yazılar, fotoğraflar, videoların bir
anda yok olabileceğini anımsattı. Çünkü daha önce de gördük; kapanan,
kapatılan, patron değiştiren ya da kayyum atanan medya kuruluşlarının dijital
arşivleri silinip, ortak hafızamız yok edilebiliyor. CNN Türk, Flash Haber, TV8
ve Radikal’de böyle oldu.
Dijital arşivleri, hiç
kimsenin insafına bırakmamak için yeni yöntemler geliştirmemiz zorunlu. 12
meslek örgütünün oluşturduğu “Medya Dayanışma Grubu”nun geçen yıl Ankara’da
düzenlediği çalıştay sonrasında yayımlanan “Gazetecilik Hak ve Özgürlükler
Deklarasyonu”nda dijital ortamdaki tüm gazetecilik ürünlerinin gelecek
kuşaklara aktarılmasını sağlamak üzere ‘Ulusal Dijital Hafıza Merkezi”
kurulması öneriliyordu. Ayrıca yasaklanan ya da erişimi engellenen gazetecilik
ürünlerinin de özel bir bölümde saklanması ve sadece araş¬tırmacılar,
hukukçular ve gazetecilerin yararlanmasına açık olması isteniyordu.
Hakikaten de basılı
gazete ve dergilerin Milli Kütüphane’de saklanması gibi dijital verileri
koruyacak bir merkez kurulması gerekli. Siyasi koşullar, teknoloji ve
sahiplikteki değişimlere karşı ulusal dijital hafızayı ancak böyle
koruyabiliriz.
∗∗∗
İLETİŞİM FAKÜLTELERİ
YETMİYOR MU?
AKP’li Kocaeli Büyükşehir
Belediyesi, “Geleceğin gazetecileri”ni yetiştirmeye karar vermiş. “Gazetecilik
ve Yeni Medya Okulu”nda gençlere “temel gazetecilik, yeni medyada dijital
habercilik, TV haberciliği, muhabirlik ve editörlük, haber spikerliği dersleri
verilecekmiş.
Bu okulda gençlere Esra
Toptaş (Habertürk), Fatih Selek (Türkiye), Türker Akıncı (Beyaz TV), Niyazi
Dölek (TRT), Onur Barış (Belgeselci), Fulya Soybaş (Hürriyet) ders verecekmiş.
Muhalif medyada bu “okul”
için belediyenin 2.4 milyon lira harcaması ve “makbul gazeteci” yetiştirileceği
öne çıkarıldı. Ama ben de bir belediyenin neden gazeteci yetiştirme ihtiyacı
duyduğunu merak ettim. Her şeyden önce gazeteci yetiştirme bir belediyecilik
faaliyeti olamaz.
Sanırsınız var olan 69
iletişim fakültesini bitiren gençler, medyadaki boş kadroları doldurmaya
yetmiyor da belediye sektörün imdadına yetişiyor! Öyle bir durum yok.
Fakültelerden her yıl mezun olan binlerce genç, iş bulamıyor; deneyimli
yüzlerce gazeteci işsiz.
Herkes kendi işine
odaklansa ne iyi olacak…
∗∗∗
TEK CÜMLEYLE:
• İktidar medyası, Menzil
tarikatında miras paylaşımı nedeniyle çıkan silahlı kavgada dört kişinin
yaralanmasını ve tarikata ait bir hastanede yangın çıkmasını haber yapmadı.
• Tunceli’de, Cumhuriyet
Bayramı kutlamalarında polisin, bozkurt işareti yapanlara tepki gösteren
gençlere müdahalesini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız gözaltına alındı.
• Akşam, AKP’li Kayseri
Büyükşehir Belediyesi’nin, Yeni Şafak da AKP’li Ümraniye Belediyesi’nin tam
sayfa tanıtımını “Bu bir ilandır” uyarısı koymadan yayımladı.
• Solcu Gazete’nin “Kuzey
Marmara Otoyolu'nda TIR’a arkadan çarpan sürücü feci şekilde can verdi”
haberinde “feci şekilde” tanımlaması abartılı anlatımdı. (Nihat Pehlivan)
• CNN Türk’te, 29 Ekim
resepsiyonuna katılanların isimleri sayılırken Turgut Özal Vakfı Başkanı Semih
Narlı, Anavatan Partisi Genel Başkanı (İbrahim Çelebi) ile karıştırıldı.
• Kültür ve Turizm Bakanı
M. Nuri Ersoy’un basın toplantısını, A Haber, Akit TV, Bengütürk, CNN Türk,
Flash Haber, Habertürk, NTV, TRT Haber, TVNET, TV100, Ulusal TV, Ülke TV, 24 TV
canlı yayımladı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.