14 Kasım 2025 Cuma

İyiliğin azalışı, kötülüğün artışı ve Entropi Yasası Prof. Dr. Ünal Çamdalı+14/11/2025

İyiliğin tanımı, felsefi ve dini yaklaşımlara göre farklılıklar göstermektedir. Platon’a göre iyilik; varlığın, bilginin ve güzelliğin temel kaynağıdır. Kant açısından iyilik, iyi niyet ile ilişkili eylemde anlamını bulur. İslam düşüncesinde ise iyilik (ihsan), Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan hayır, yardım, adalet ve merhamet temelli davranışlardır.

Bu tanımlar birbirinden farklı görünse de literatürde iyilik; öncelikle başkasına zarar vermemekle başlayan, sonrasında başkasının yararını gözetmeye uzanan; bireysel niyet ile toplumsal sonuç arasında köprü kuran; hem ahlaki hem manevi hem de insani bir değer olarak ele alınmaktadır.

Günümüzde insan ilişkilerine bakıldığında sıkça dile getirilen bir gerçeklik vardır: iyilik yapanların sayısı azalırken kötülük yapanların sayısı artmaktadır. Bu gözlemi ahlaki bir yakınma şeklinde ele almak mümkün olsa da bunu aynı zamanda evrenin en temel yasalarından biriyle de açıklamak mümkündür. Bu yasanın adı entropi yasasıdır. Yasa kimilerine göre doğanın en egemen ve en etkin, kimilerine göre de en acımasız ilkesidir ve evreni yöneten en temel etkenlerden biridir.

ENTROPİ VE TOPLUMSAL DEĞERLER

Termodinamiğin ikinci yasasını (entropi yasasını) şu şekilde ifade etmek mümkündür: Kapalı sistemlerde düzensizlik diğer ifadeyle entropi zamanla artarak belli bir değere kadar yükselir. Bu değer mevcut koşullarda sistemin ulaşabileceği maksimum noktadır. Dolayısıyla bu sistemlerde düzen, disiplin ve enerji, zaman içinde dağılır; dağınıklık ve kaos ise aratarak yaygınlaşır. Doğada da nasıl ki bir bardak sıcak çay zamanla soğuyup, belli bir ısıl değere ulaşırsa; toplumlarda da iyilik, düzen ve yardımlaşma bir çaba ve emek verilerek korunmazsa; değerler yavaş yavaş aşınır, çözülür hatta kaybolur. Bu nedenle iyiliğin kendiliğinden yoktan var olmasını ve çoğalmasını beklemek mümkün değildir. İyiliğin varlığı, sürekli enerji ve bilinç gerektirir tıpkı bir evin düzenli kalması için her gün yeniden temizlenmesi ve toplanması gerektiği gibi. Eğer bir toplum, değerlerini besleyemez, yardımlaşmayı örgütleyemez ve iyiliği koruyamazsa kötülük, bencillik ve duyarsızlık kaçınılmaz olarak ortaya çıkacak ve zamanla da artacaktır.

FELSEFİ BİR BAKIŞ: İYİLİĞİN ÇABASI

Felsefi açıdan bakıldığında, iyilik entropiye karşı verilen bilinçli bir mücadeledir. Düzen kurmak, fedakârlık yapmak, paylaşmak; bir anlamda, evrenin doğal akışına yani çöküşe karşı açılmış bir başkaldırı veya savaştır. İyilik yapan kişi çoğu zaman yorgun düşebilir, yalnız kalabilir belki de zaman zaman çaresizliğe düşebilir. Zira kötülük, bencillik ve kayıtsızlık zaten “doğal akışın” kaçınılmaz yansıması hatta sonucudur. Kendiliğinden yani otomatik olarak yayılır. Bu noktada düşünür Albert Camus’nün “Sisifos Söyleni” akla gelir: Sisifos dev bir kayayı sürekli tepeye çıkarır ama kaya her seferinde tekrar aşağıya yuvarlanır. İyilik de böyledir: her gün yeniden taşınması gereken bir yüktür. Aslında bu çaba, tam da insanın anlamını ve değerini yaratır.

İSLAM’DA YARDIMSEVERLİK: ENTROPİYE KARŞI AHLAKİ ENERJİ

İslam’ın temel öğretileri, iyiliği sürekli diri tutmayı öğütler. Kur’an-ı Kerim’de “Kim zerre kadar hayır işlerse karşılığını görür; kim de zerre kadar şer işlerse karşılığını görür” (Zilzâl, 7-8) denilerek iyiliğin en küçüğünün bile değerli olduğu ve ödüllendirileceği vurgulanır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” buyurarak yardımlaşmayı sadece bireysel erdem değil, toplumsal bir sorumluluk olarak da göstermiştir. Bir başka hadisinde de “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” diyerek, iyiliğin evrensel ölçütünü ortaya koymuştur.

Bu öğretiler, aslında termodinamiğin yasasıyla mücadele eden “ahlaki enerji kaynağı” gibidir. İnsan, iman ve ahlâk sayesinde entropinin yani dağılmanın, saçılmanın ve kayıtsızlığın karşısına irade koyar, tavır koyar hatta bir anlamda meydan okur.

Bugün karşı karşıya olduğumuz sorun şudur: entropi sadece doğada değil, toplumlarda da artmaktadır. Bu bağlamda değerler aşınmakta, yardımlaşma azalmakta, dostluklar bozulmaktadır. Eğer bizler iyiliği yeniden örgütlemez, ona enerji harcamaz, emek vermez, topluma yaygınlaştıramazsak; kötülük ve bencillik doğal bir süreç olarak hem de kendiliğinden hızlıca yayılacaktır. Bunun önüne geçmek belli bir noktadan sonra artık mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla iyilik, sadece bir duygu değil, bir mücadele biçimidir. Hem bilimsel açıdan entropiye karşı bir direnç, hem felsefi açıdan insanın varoluş mücadelesi, hem de İslam açısından ahlaki bir sorumluluktur.

Belki bugün bize düşen en önemli görev ve sorumluluktan biri de entropinin artışına seyirci kalmak değil, küçük de olsa sürekli iyiliklerle artışı yavaşlatmak, ona karşı mücadele vermek, topluma yeniden düzen ve umut aşılamaktır. Burada herkese gücü ve etkisi ölçüsünde sorumluluk düşmektedir. Kimse bu hususta sorumluluktan bağımsız değildir. Sorumluluğun kimlere yüklenmeyeceği bilinmektedir.

Umarız ki ortaya konmaya çalışılan bu bakış açısı, toplumun genelinde karşılık bularak yaygınlaşır. Zira insanlığın ağır bir sınavdan geçtiği günümüzde, hem kendi toplumumuzun hem de diğer toplumların iyiliğin çoğalmasına ve yaygınlaşmasına katkı sunma konusunda daha duyarlı, daha gayretli olmaları en büyük beklentimizdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.