Uçum, yeni çözüm sürecinde atılacak adımları ve 1239 Sayılı Kanun'un bu süreçte nasıl bir emsal teşkil ettiğini AA Analiz için kaleme aldı. Uçum'un makalesinin tamamı şöyle:
"Geçiş sürecinde öne
çıkan beklentiler
Görüldüğü kadarıyla
Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci, temel doğrultuda esasa münhasır bir sapma
olmadan ilerliyor. Artık yeni adımların atılacağının beklendiği bir aşamaya
geçtiğimiz anlaşılıyor.
Tartışılan ve gündeme
getirilen hususlar dikkate alındığında geçiş sürecinin tamamlanmasına yönelik
beklenen adımlar şöyle öngörülebilir:
- Türkiye Büyük Millet
Meclisi Komisyonunun İmralı’yı dinlemesi konusunda bir karar vermesi.
- Diyarbakır annelerinin
çocuklarına kavuşması için gerekli adımların atılması.
- Silah bırakma
pratiklerinin genişletilerek ve geliştirilerek ilerletilmesi.
- Münfesih terör örgütüne
yani terör örgütünün fiilen sona erdiği hususuna ve silah bırakma konusuna
ilişkin pratik teyitlerin ve idari tespitlerin yapılması.
- Komisyon tarafından
geçiş sürecine ilişkin hukuk raporunun yazılması.
- Komisyonun kendi
belirleyeceği raporlama şekliyle demokrasiyi geliştirme perspektifini ortaya
koyması.
- Suriye’de ülkenin
birliği hedefine uygun olarak bütünleşme adımlarının daha güçlü şekilde
atılması.
Olumluya odaklanmak,
olumsuzu bertaraf etmek
Ayrıca bunların dışında
geçiş sürecine olumlu katkı yapacak çeşitli hukuki ve siyasi gelişmeler de
olabilir. Tüm bunları hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Tabii bu süreçte başından
beri vurgulandığı gibi fikri ve fiili sabotajlara ilişkin teyakkuz halinde olmak
son derece önemlidir.
Öte yandan Terörsüz
Türkiye’ye geçişle ilgili bir yılı aşkın süredir çok önemli mesafeler
alınmasına rağmen sürecin birikimini değersizleştiren yaklaşımlar görülüyor.
Bunlara hiçbir surette prim vermemek gerekir.
Zaman yönetiminde farklı
etkenlerle ortaya çıkan bazı uzamalar, asla geçiş sürecinin ilerlemediği ya da
başarıya ulaşamayacağı şeklinde yorumlanamaz. Bunları istismar eden ve aslında
niyetleri geçiş sürecini sabote etmek olan açık ve örtük tüm hasım çevreler ise
her ortamda deşifre edilmelidir.
Geçiş döneminin bu yeni
aşaması, umutların daha da arttığı ve iyimserliğin daha da güçlendiği bir
pratik üretecektir. Emin olmamız gereken tek şey budur.
Cumhuriyet tarihimizden
bir örnek: 1239 Sayılı Kanun
Olaylar, dönemlerin
dinamikleri ve özellikleri tamamen farklı olsa da Cumhuriyet tarihimizde hayata
geçirilmiş bir geçiş süreci kanunu dikkat çekiyor.
1925 yılında ve devamında
devlete karşı gerçekleştirilen ve suç olan çeşitli vakalardan sonra TBMM’de
“1239 sayılı Şark Mıntıkasında Muayyen Vilayet ve Kazalarda Ceraim Takibatı ile
Cezalarının Tecili Hakkında Kanun” isimli bir düzenleme yapılmıştır. Kanun, 14
Mayıs 1928 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Bu kanun, dönemsel hukuki
ihtiyaçlar açısından Cumhuriyet tarihimizdeki ilk uygulamalardan biridir.
Kanuna ilişkin Adalet Komisyonu tutanağında öncelikle bir af yapılmadığı
vurgulanmıştır ancak mevcut mevzuattan beklenen gayeye ulaşılamadığı için özel
bir düzenlemenin uygun görüldüğü belirtilmiştir. Buna göre hukuken kaçak olan,
özel ve doğal olmayan hadiseler veya saiklerle doğru yoldan çıkmış ancak
Cumhuriyet'e saygı gösteren ve memlekete faydalı olabilecek vatan evlatlarını
bir müddet için takipten vareste bırakmak, kanunun amacı olarak ifade
edilmiştir.
Altı maddeden ibaret bu
kanunla hadiselere karışmış olanlar ile bu olayların başından 27 Kasım 1927
tarihine kadar geçen süre zarfında kanunda belirtilen il ve ilçelerde işlenen
suç ve kabahatler dolayısıyla sanık veya mahkum olanlar hakkındaki soruşturmalar
ve infazlar ertelenmiştir.
Ayrıca halihazırda
hukuken kaçak olan ve kanunun yayımı tarihinden itibaren üç aylık süre
içerisinde başvuran sanık ve mahkumların ertelemeden yararlanacakları
düzenlenmiştir.
Erteleme kapsamındaki
suçların tabi olduğu zaman aşımı süresinin yarısı kadar süre içerisinde suç ve
kabahat işlemeyenlerin önceki suçlarının da işlenmemiş sayılacağı
öngörülmüştür. Aksi durumda Türk Ceza Kanunu’nun cezaların içtimaı ve tekerrür
hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
1928 yılında TBMM’nin
tek, özel ve geçici bir kanuni düzenlemeyi ihtiyaç olarak tespit edip bu kanunu
çıkarması, önemli bir hukuk politikası olarak Cumhuriyet tarihimizde yerini
almıştır. Bu tecrübe, bugünkü geçiş süreci hukuku açısından en azından sürece
özgü tek, özel ve geçici bir kanun yaklaşımına esin olacak özelliktedir.
Sonuç!
Elbette 1925’te yaşanan
olaylar ile devamındaki koşullar, kendi bağlamı içinde değerlendirilir. Bugünkü
şartlar ve dinamikler, tamamen farklı özelliklere sahiptir. Ayrıca tarihsel bir
hukuki tecrübenin birebir bugüne örnek olması beklenemez. Bununla birlikte
sadece Cumhuriyet tarihimizde geçiş süreci hukukuna ihtiyaç olan dönemlerin
yaşandığını ve TBMM’nin bu ihtiyaçlara cevap verdiğini tespit etmek bakımından
1239 sayılı Kanun'a işaret etmek anlamlıdır.
TBMM’nin, Terörsüz
Türkiye’ye geçiş sürecinin ihtiyacı olan kanunu bugünün koşullarına göre en
işlevsel olacak şekilde düzenleyip yasalaştıracağı izahtan varestedir. TBMM’nin
hem tarihinden gelen yüksek birikimi hem de bugünkü güçlü kapasitesi, tüm yetkilerini
tereddütsüz kullanarak geçiş sürecinde ihtiyaç duyulan her türlü işi ve görevi
eksiksiz yerine getirmeye fazlasıyla yeter."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.