Kuşağımızın değer üretmeye devam eden isimlerinden emekli bürokrat Fazlı Köksal yazı hayatını başarı ile sürdüren bir yazarımız olarak geçtiğimiz günlerde yeni bir eseri ile bizi tanıştırdı: Yeniden Varoluş Mucizesi (1919-1922). Kitabın üst başlığı içeriği hakkında net bir bilgi taşıyor: Şiir, Anı ve Romanlarda. Bu isimden anlaşılacağı üzere Köksal, Millî Mücadele olarak ta anılan Kurtuluş Savaşı’mızın edebiyatımıza yansıyan sayfalarını kaleme almıştır. Kitabı Ferfir Yayınları güzel bir işçilik ile yayına hazırlamış: Alıntılarla dolu oldukça zor bir metnin sayfa düzenlemesindeki kalite, eseri ele alan okurun sıkılmadan hızla okuyabilmesine yardımcı oluyor.
KİTABIN SEBEB-İ TELİFİ
(YAZILIŞ GEREKÇESİ)
Fazlı Köksal eserin
başında yer alan önsözde bu kitabın neden yazıldığını şöyle açıklıyor:
“Çoğumuzun tarih bilgisi
ders kitaplarıyla sınırlıdır. Bir de başta roman olmak üzere tarihi olaylara
yer veren edebi eserlerden öğreniriz tarihi. Tabii büyük ölçüde kurgulanmış
hâliyle… Yine de ‘Tarihi, edebi eserlerden öğrenmek, dizilerden öğrenmekten
evladır!’ diye düşünürüm.”
Millî Mücadele’nin sürdürüldüğü 1919-1922 yıllarının, “yani Cumhuriyetimizin
önsözünün yazıldığı günlerin Türkiye’si pek çok edebi esere konu olmuştur. Bu
kitapta cumhuriyet öncesi dört beş yılı anlatan pek çok eseri tarayarak,
cumhuriyet öncesi Türkiye’nin şartlarını ve insan manzarasını onların
kaleminden ve onların bakış açısıyla bir araya getirmeye ve buradan hareketle
bir sonuca varmaya çalıştım.”
“Kurtuluş Savaşı dönemini
anlatan romanların bir bölümü belgeseldir, gerçek kişiler gerçek olaylar roman
üslubuyla aktarılır. Kurgu romanlarda da romancıların tarihî gerçeklere sadık
kalmaya çalıştığını görürüz. Bazı otobiyografik romanlarda da Kurtuluş Savaşı
yılları ayrıntılı anlatılır. Halide Edip’in ve Yakup Kadri’nin pek çok
romanında onların yaşamlarından izlere rastlarız. Cevdet Kudret’in Sınıf
Arkadaşlarım da o tür romanlardandır.”
Fazlı Köksal’ın
değerlendirmesine göre Hasan İzzettin Dinamo’nun “Kutsal İsyan” ve Turgut
Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” isimli eserleri belgesel romanın en güzel
örnekleridir. İlhan Selçuk’un “Yüzbaşı Selahattin’in Romanı” ve Halide Edip
Adıvar’ın “Ateşten Gömlek” romanı birer anı romandır.
Köksal, “O günleri
anlamada ve anlamlandırmada o tarihlerde yazılmış köşe yazıları, mektuplar,
anılar ve röportajlar”ı da önemsemiş ve kaynak olarak işlemiştir. Bunlardan
Ahmet Haşim’in o yılların Anadolusunu anlatan satırları biraz abartılı olsa da
dehşet vericidir.
KİTABIN YAZILIŞ ÖYKÜSÜ
Bir yazar olarak kitabı
kaleme alan yazarı harekete geçen ilk etkeni de hep merak etmişimdir. Bu ilk
uyaran kitabın anlaşılmasında oldukça yol göstericidir. Gerek roman tarzı uzun
anlatılar olsun gerekse bir kısa deneme olsun, kaleme alınan her satır mutlaka
bir vesile ile ortaya çıkar. Fazlı Köksal Yeniden Varoluş Mucizesi kitabının
ortaya çıkış öyküsünü de önsözünde kaydetmiştir:
“2022 yılı sonlarında
Elazığ’da yayımlanan ve Anadolu’daki edebiyat dergilerinin en kalitelilerinden
birisi olan Bizim Külliye’nin Genel Yayın Yönetmeni Nazım Payam aradı. “2023
yılının ilk sayısının konusu ‘Cumhuriyetimiz ve Edebiyatımız’ olacak. Sizden de
bir yazı bekliyorum.” dedi. Bize de kaleme sarılmak düştü. Ben kısa yazmayı bir
türlü beceremedim. Bu kez de öyle oldu. “Edebiyatçılarımızın Anlatımıyla
Cumhuriyet Öncesi Yıllar” isimli çalışmama ancak 18 sayfada nokta
koyabilmiştim. Word’de 12 puntoda yazılmış 18 sayfa… Kısaltayım dedim, ama
hiçbir satırına kıyamadım. Olduğu gibi gönderdim. Birkaç gün sonra Nazım Bey
aradı ve “Fazlı Bey elinize sağlık çok güzel olmuş ama çok uzun, bu hâliyle
dergide yayımlamamız mümkün değil. Bunu dört sayfaya indirebilir misiniz? Bu
arada size bir şey önereyim, yazdıklarınıza da yazık olmasın. Genişleterek
kitap hâline getirin. Farklı bir kitap ortaya çıkar.” dedi. Öneri cazip geldi…
Hayata geçirmek için çalışmaya başladım. Ve elinizdeki kitap ortaya çıktı.”
KİTABIN İÇERİĞİ
Denemeleri ile kalemini
ustalaştıran Fazlı Köksal, Tarihin Puslu Aynasından adlı kitabı ile tarih
ilgisini bir hobi olmanın ötesine taşımıştı. Müfettişlik yılları anılarını
kaleme aldığı Teftiş Yalnızlığı adlı iki cildlik eseri ile de bir bürokrat
olarak yılların deneyimi gelecek kuşaklar için bir belge olarak tarihe emanet
etmişti. Yeniden Varoluş Mucizesi kitabının yazılışındaki ustalıkta bu
deneyimlerden damıtılan tecrübeyi hemen fark ediyorsunuz. Ancak bu ustalığın
kağıda dökülmesi için yapılan araştırma safhası ve verilen emek her türlü
takdirin ötesindedir. Altmıştan fazla yazarın 81 kitabından alıntı içeren
kitapta T. C. Resmî Arşiv belgeleri ile 2 akademik makaleye de atıfta
bulunulması eserin yüksek lisans ötesinde bir akademik araştırma safhasından
geçilerek hazırlandığını kanıtlıyor. Fazlı Köksal’ı adıma gönderdiği kitabı
için teşekkür etmek için aradığımda üniversitelerimizin Türk Dili ve Edebiyatı
bölümlerinin bu türden millî konulardaki duyarsızlık ve ataletini de söz konusu
ettik.
Bu 81 kitap arasında
Atatürk’ün Nutuk’undan Kazım Karabekir’in anılarına; Halide Nusret
Zorlutuna’nın Aşk ve Zafer kitabından Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı’sına birçok
bilinen eser arasında şahsen isimlerini ilk kez işittiğim Ali Rıza Eti, Burhan
Cahit Morkaya, Rahmi Apak gibi yazarlar ve kitapları ile de tanıştım.
Eserlerine en fazla atıfta bulunulan Turgut Özakman ile hem kitapları hem de
romanları ile kitaba zenginlik katan Attila İlhan alıntıları kitabın niteliğini
arttırıyor. Emine Işınsu’nun milliyetçi camiada hak ettiği ilgiyi göremeyen
Cumhuriyet Türküsü kitabı, Sevinç Çokum’un Ağustos Başağı, Tarık Buğra’nın
Küçük Ağa romanı benim okuduklarım listemde bulunan kitaplardandı. Kitaplığımda
bulunduğu halde okuma fırsatı bulamadığım İlhan Selçuk’un iki cildlik Yüzbaşı
Selahattin’in Romanı, yanında okuduğum Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Halide Edip
Adıvar’ın Kurtuluş Savaşı romanları artık klasikleşmiş edebiyat ürünleridir.
Eserin belgesel değerini
arttıran arşiv belgeleri ve notları da özenle seçilerek ustalıkla metne
yedirilmiştir. Böylece eser, dipnotlarla dolu bir kuru alıntılar yığını
olmaktan korunmuştur. Bu belgelerden Millî Mücadele için verilen
lehde/aleyhdeki fetvaların tam metinlerine Ömer Sağlam - Meltem Sağlam imzalı
Fetvalar Savaşı kitabından iktibasla yer verilmesi de isabetli olmuştur.
İLGİNÇ TANIKLIKLAR
Bu kitabı okumakla o
kadar çok konudan haberim oldu ki, sıralasam epeyce sayfa tutar. Birkaçına
işaret ederek yetineyim: Kitabın başlangıcındaki Kurtuluş Savaşı öncesindeki
Anadolu’nun durumunu anlatan yokluk ve yoksunluk sahnelerini sık sık
hatırlamamız gerekir. Ahmed Haşim’in abartılı ifadeleri yanında Yakup Kadri
Karaosmanoğlu’nun özellikle Yaban romanında tasvir ettiği realist sahneleri
bugün hatırlayan bile kalmamıştır denilse yeridir. Ünlü Osmanlı tarihçimiz
İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Kastamonu’da yayınlanan Açıksöz gazetesindeki
Milli Mücadeleye destek yazılarının varlığından Fazlı Köksal sayesinde haberdar
oldum ve bu büyük tarihçimize saygım bir kat daha arttı. Bölüm başlarına giriş
olarak verilen şiirler arasında Nazım Hikmet imzalı olan şiirdeki “Hainin ismi:
Çerkes Ethem” anlamındaki ifadeyi görünce ‘Nazım Hikmet hayranı Çerkes
aydınları’ aklıma geldi. İşgal yılları İstanbul’unu anlatan Esir Şehrin
İnsanları (Kemal Tahir), Sodom ve Gomore (Yakup Kadir Karaosmanoğlu)
kitaplarından alıntılar bugün benzeri bir durum yaşansa (Allah göstermesin)
kimlerin nasıl davranacağını düşünmeme yol açtı. Yine İstiklal Savaşı
yıllarında yakalanan casus/ajanlar, kışkırtılan isyanlar, işgalci güçlere
yaltaklanan kişilerin ahlâkî zaafları, dün/bugün bağlamında bir muhasebe
yapılmasını sağlayacak acı sahneleri hayâle taşıyor. Kitapta kısaca işaret
edilerek geçilen Ali Kemal, Filozof Rıza Tevfik, Refik Halid Karay, Ref’i Cevat
Ulunay gibi isimlerin Millî Mücadele ile alay eden, düşmana teslimiyeti savunan
yazılarının -ibret-i âlem için olsun- bir araya getirilerek yayınlanmayışını
Fazlı Köksal’ın değil Türk Akademisi’nin bir eksikliği olarak gördüm.
Eksiklik deyince kitapta
yer alması gerektiğini düşündüğüm iki esere de işaret etmeden geçmeyim:
Bunların birincisi Tarık Buğra’nın İstiklal Harbi sonrası ortaya çıkan
‘yağmacı’ları anlattığı Firavun İmanı kitabı ile birçok eserine işaret edilen
Halide Edip’in Türk’ün Ateşle İmtihanı kitabıdır. ‘Halide Onbaşı’nın daha sonra
neden yeni cumhuriyet ile ters düştüğüne de birkaç satırla olsun temas
edilmeliydi. Kitapta ismine birkaç yerde yer verilen Mehmed Akif Ersoy’un
kitabın ele aldığı dönemde yazdığı İstiklal Marşı konusuna birkaç satırla da
olsa değinilmeliydi. Ersoy’un Kurtuluş Savaşı günlerinde Kastamonu’daki
Nasrullah Camii’ndeki vaazlarından bir alıntı da ‘millî şair’imiz için anlamlı
bir vefa unsuru olurdu.
Bu noktada yazar
ilettiğim bir önerimi de paylaşmak isterim: Kitabın sonuna bir “Sonsöz” bölümü
eklenerek Kurtuluş Savaşı yıllarının iyisi/kötüsü ile bütün insan tiplerinin
bugünlerin/yarınların Türkiye’sinde yaşayan/yaşayabilecek tiplerle
benzerliklerini kısa göndermelerle dile getirmesi kitabın zaman içerisinde
eskimemesini sağlayacaktır. Bunun günümüzü ve geleceğin Türk gençlerinin millî
bilinçlerinin derinleşmesinde de olumlu katkıları olacağına inanıyorum.
SONUÇ
Fazlı Köksal kitabını noktalarken
düşündüklerini şöyle ifade ediyor: “Yazarken daha iyi anladım ki, o yıllarda
Mustafa Kemal önderliğindeki “Kuvvacılar”; yokluk, fakirlik ve hastalıkla
boğuşan bir ülkede, yılgın, bıkkın, hayata küsmüş, düşmanın zulmü altında
ezilen insanlarla, derme çatma bir orduyla, yalnız düşmanı değil düşmanın ve
işbirlikçilerinin kandırdığı isyancıları yenip, ülkeyi emperyalizmin
kıskacından çekip alarak bir mucizeyi gerçekleştirmişlerdir. Bir başka deyişle,
1919-1922 yılları arasında gerçekleşen Millî Mücadele bir Sarışın Kurt’un
öncülüğünde yeniden Ergenekon’dan çıkıştır.”
Kitabın okurlarının da
benzeri bir ruh halini paylaşacaklarını düşündüm; çünkü aynı duyguları
hissettim. Fazlı Köksal’ı bu büyük emek ürünü kitabı için kutlarken okurların,
kitabı bitirdiklerinde ülkemizin artık oldukça uzağında kaldığımız Varoluş
Mücadelesi hakkında çok değerli bilgiler edineceklerini tekrar vurgulamak
isterim.
*Dr. Hayati Bice,
yazar tıp tarihi uzmanı ve etik doktorudur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.