11 Haziran 2026 Perşembe

Davutoğlu: Beştepe'de sorumluluğu olmayan adamlar devlet aklı ürettiklerini iddia ediyorlar 11/06/2026

"MUTLAK BUTLAN KARARI SONRASI KEMAL BEY’LE KONUŞMADIM"

CHP’de gerçekleştirilen kurultay sürecine yönelik mahkemenin verdiği "mutlak butlan" (hukuken geçersizlik) kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık makamına dönmesi yönündeki hukuki tartışmaları değerlendiren Davutoğlu, bu süreçteki diplomatik temaslarını şu sözlerle açıkladı:

"Hukuki kararın ardından Kemal Bey’le herhangi bir görüşmem ya da telefon konuşmam olmadı. Ancak Özgür Özel Bey’i arayarak geçmiş olsun dileklerimi ilettim; çünkü parti içi süreçlere bu denli müdahale edilmesini ve ortaya çıkan bu tabloyu siyaseten doğru bulmuyorum. Eğer Kemal Bey bu süreçte beni arayıp fikrimi sormuş olsaydı, konuya dair nesnel kanaatlerimi kendisiyle de paylaşırdım."

"BEŞTEPE’DE GÖRÜNÜŞTE SEKÜLER AMA GERÇEKTE OTORİTER BİR YAPILANMA VAR"

Türkiye’nin temel yönetimsel sorununun kurumların işleyişindeki "otoriterleşme" eğilimi olduğunu savunan Davutoğlu, iktidarın karar alma mekanizmalarına yönelik eleştiriler getirdi. Kamuoyundaki genel algının aksine farklı bir kurumsal yapı iddiasında bulunan Gelecek Partisi lideri, şu ifadeleri kullandı:

"Şu anki asıl risk unsuru mevcut yönetim sisteminin kendisidir. Siyasi söylemlerde sıkça '28 Şubat zihniyetinin geri gelmesine izin vermeyeceğiz' deniyor. Esasen bugünkü otoriterleşme pratiğinin kendisi 28 Şubat zihniyetiyle eş değerdir."

"Kamuoyu Beştepe’yi (Cumhurbaşkanlığı Külliyesi) tamamen Sayın Cumhurbaşkanı’nın etrafındaki muhafazakar bir çevreden ibaret zannediyor; fakat durum böyle değil. Orada odaklanmış, görünüşte seküler unsurlar barındıran ancak arka planda dogmatik ve otoriter reflekslerle hareket eden bir yapı mevcut. Herhangi bir siyasi ve hukuki sorumluluğu bulunmayan bu aktörler, kurumsal devlet aklı ürettiklerini iddia ederek kararları şekillendiriyor."

Davutoğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"TÜRKİYE'DE YARGININ BAĞIMSIZ OLDUĞUNU SÖYLEYECEK KİMSE KALMADI"

"Mutlak butlan bu şekilde uygulanırsa Türk siyasetine yeni bir kavram girecek ve hiçbir seçim kesinleşme garantisi bulamayacak. CHP'nin içindeki kavga, onları ilgilendirir daha çok. Beni ilgilendiren Türk siyasetinin nereye gittiği

Türkiye'de teamül, YSK kararlarının tartışmaya açılmaması gerektiği yönünde. Hele 2,5 sene sonra olursa bunun önüne kimse geçemez. Yargı bağımsız, deniyor. Türkiye'de yargının bağımsız olduğunu söyleyecek kimse kalmadı. Keşke hepimiz yargıya güvenebilsek!

Sayın Özgür Özel beni ziyarete geldiğinde 'Partiye hukukî operasyon var' dedi. Ben de ona 'Hukuku beklemeyin, kendiniz partide etik soruşturma kurulu kurun. Bu iddiaların olduğu belediye başkanlarını iktidar müdahale etmeden siz partiden ihraç edin' dedim. 3 tanesini böyle ihraç etselerdi iktidarın argümanı elinde kalmazdı.

Mutlak butlan kararı sonrası Kemal Bey'le hiç konuşmadım. Özgür Bey'i arayıp geçmiş olsun dileklerimi ilettim, çünkü yapılan iş yanlıştı. Kemal Bey beni aramış olsaydı kanaatimi söylerdim.

O aramadıkça benim aramam, yapılan işlemi doğru bulduğum anlamına gelirdi. Arasaydı, aramızdaki hukuk gereği 'Hukukî kararı yok sayamazsınız ama Türkiye'deki ana muhalefet partisinin sarsılmaması gerekir, siz de bu partinin Genel Başkanı'sınız'" derdim."

"28 ŞUBAT ZİHNİYETİ BURADAKİ OTORİTERLEŞMEDİR"

"İki tarafın da 2023 ve 2024'te yaşadığı travmalar var. 2023'te Altılı Masa kaybedince CHP'de travma oluştu, Sayın Erdoğan ve Bahçeli'de aşırı özgüven oluştu. 2024'te AK Parti travma, CHP kibirli özgüven yaşadı. 2023'teki AK Parti kibriyle 2024'teki CHP kibri aynı sonucu doğurdu.

2025'ten itibaren, yani Sayın İmamoğlu'nun tutuklanmasından itibaren yenilgi içindeki iktidar yolsuzluklar üzerinden siyasete yön verme imkânı kazandı ve o travmayı atlattı, karşı tarafın zaafı yardımıyla. CHP ise kendi kibrinin kurbanı oldu ve çok rahat hareket etmeye başladı. Nasıl olsa iktidara geliyorum diye, bizler dâhil birçok şeyi rencide eden tutumlar takındı. Belediyelerde rahat davranmaya başladı.

“Nasıl olsa ben iktidara geliyorum” diye bir çok şeyi rencide edilen muamele ile karşılaştık. Bu kadar hatayı bu kadar kısa sürede yapabilmek için aşırı özgüven gerekir. “İktidarla Kemal Bey anlaştılar” genel olarak kamuoyundaki algı bu. Sen buna karşı nasıl siyaset yapacağına bakmalısın. Özgür Bey normalleşme döneminde Sayın Erdoğan ile görüştü. O zaman için doğruydu, ben de destekledim. Sayın Erdoğan şu anda Cumhurbaşkanı şapkasıyla davranmıyor. Yanlışlık burada. Eski danışmanı olarak şunu söyleyebilirim: Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanlığı şapkasını takıp Türkiye’nin nereye gittiğine bakmalı. Türkiye’de bu anlamda bir Cumhurbaşkanı boşluğu var. Sayın Erdoğan’ın vizyon çizen konuşmalarında bile muhalefete bir yüklenme var. Dünya ve bölge kaynıyor. Türkiye’de tartışılan konular bizim ölçeğimizde büyük zaaf.

Bugün karşı karşıya olduğumuz şey AK Parti ya da CHP sorunu da, otoriterleşme sistemi yerleştiriliyor. Buna meydan okunursa da o taraf daraltılıyor. Açık söyleyeyim bu sistemin başında AK Parti değil, CHP olsa onlar da aynı şeyi yapar. Aynı şekilde otoriterleştirir. Tehlike olan sistemin kendisi. 28 Şubat zihniyetinin geri gelmesine izin vermeyeceğiz deniyor. 28 Şubat zihniyeti buradaki otoriterleşmedir."

"BEŞTEPE'YE ÇÖREKLENMİŞ HİÇBİR SORUMLULUĞU OLMAYAN ADAMLAR DEVLET AKLI ÜRETTİLERİNİ İDDİA EDİYORLAR"

"Türkiye'de üç siyasal akım var: muhafazakârlık, milliyetçilik, seküler/sosyal demokrat çizgi. Biz şu anda bu üç akımın iktidarda otokratik versiyonlarını görüyoruz; MHP, AK Parti ve Beştepe'ye çöreklenmiş görünüşte seküler ama gerçekte Marksist dogmalardan kaynaklanan otoriter bir yapılanma var. Herkes Beştepe'yi Tayyip Bey'in etrafındaki muhafazakâr bir çevre zannediyor, hayır! Beştepe'deki hiçbir sorumluluğu olmayan adamlar devlet aklı ürettilerini iddia ediyorlar."

"'BİZ SİZİ GÖRDÜĞÜMÜZDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ GÖRÜYORUZ' DİYORLAR"

"Dün Mesrur Barzani ve KDP ile 2,30 saat görüştüm. Bir resmi görevim yok tabii. Onların dediği ise "Biz sizi gördüğümüzde Türkiye Cumhuriyeti devletini görüyoruz". “Ne tavsiye ediyorsunuz” diye soruyorlar.

“Amerika ve İran arasında nerede duralım?” diye sordular O zaman onlara sakın ha savaşın tarafı olmayın dedim. Orta Doğu’nun önemli iki kartı var biri Kürt kartı diğeri Filistin kartı.

“Irak içinde ne yapılmalı?” diye sorduklarındaysa “Kendi içinizde mücadele etmek yerine Bağdat bölgesinde etkili olun” dedim. Son olarak da Kürt bölgesinde hükûmet kurulamaması hakkında bir hükûmetin nasıl kurulacağını konuşuyoruz. "

"KANDİLİ BOŞALTMA MESAJI VERDİM AMA BENİM DEVLET ADINA BİR ŞEY SÖYLEME GÖREVİM YOK"

"Kandili boşaltma mesajı verdim ama benim devlet adına bir şey söyleme görevim yok. İlk ve son gidişimde de bu mesajı verdim. Onlar da özellikle Erbil kanadı da bu konuda ciddi. PKK onlar için de bir tehdit. Onlar da PKK’nın tasfiyetsini kendi açılarından çıkar olarak görüyor."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.