"MUTLAK BUTLAN KARARI SONRASI KEMAL BEY’LE KONUŞMADIM"
CHP’de gerçekleştirilen kurultay sürecine
yönelik mahkemenin verdiği "mutlak butlan" (hukuken geçersizlik)
kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık makamına dönmesi
yönündeki hukuki tartışmaları değerlendiren Davutoğlu, bu süreçteki diplomatik
temaslarını şu sözlerle açıkladı:
"Hukuki kararın ardından Kemal Bey’le
herhangi bir görüşmem ya da telefon konuşmam olmadı. Ancak Özgür Özel Bey’i
arayarak geçmiş olsun dileklerimi ilettim; çünkü parti içi süreçlere bu denli
müdahale edilmesini ve ortaya çıkan bu tabloyu siyaseten doğru bulmuyorum. Eğer
Kemal Bey bu süreçte beni arayıp fikrimi sormuş olsaydı, konuya dair nesnel
kanaatlerimi kendisiyle de paylaşırdım."
"BEŞTEPE’DE GÖRÜNÜŞTE SEKÜLER
AMA GERÇEKTE OTORİTER BİR YAPILANMA VAR"
Türkiye’nin temel yönetimsel sorununun
kurumların işleyişindeki "otoriterleşme" eğilimi olduğunu savunan
Davutoğlu, iktidarın karar alma mekanizmalarına yönelik eleştiriler getirdi.
Kamuoyundaki genel algının aksine farklı bir kurumsal yapı iddiasında bulunan
Gelecek Partisi lideri, şu ifadeleri kullandı:
"Şu anki asıl risk unsuru mevcut
yönetim sisteminin kendisidir. Siyasi söylemlerde sıkça '28 Şubat zihniyetinin
geri gelmesine izin vermeyeceğiz' deniyor. Esasen bugünkü otoriterleşme
pratiğinin kendisi 28 Şubat zihniyetiyle eş değerdir."
"Kamuoyu Beştepe’yi (Cumhurbaşkanlığı
Külliyesi) tamamen Sayın Cumhurbaşkanı’nın etrafındaki muhafazakar bir çevreden
ibaret zannediyor; fakat durum böyle değil. Orada odaklanmış, görünüşte seküler
unsurlar barındıran ancak arka planda dogmatik ve otoriter reflekslerle hareket
eden bir yapı mevcut. Herhangi bir siyasi ve hukuki sorumluluğu bulunmayan bu
aktörler, kurumsal devlet aklı ürettiklerini iddia ederek kararları
şekillendiriyor."
Davutoğlu'nun açıklamalarından satır
başları şöyle:
"TÜRKİYE'DE YARGININ BAĞIMSIZ
OLDUĞUNU SÖYLEYECEK KİMSE KALMADI"
"Mutlak butlan bu şekilde uygulanırsa
Türk siyasetine yeni bir kavram girecek ve hiçbir seçim kesinleşme garantisi
bulamayacak. CHP'nin içindeki kavga, onları ilgilendirir daha çok. Beni
ilgilendiren Türk siyasetinin nereye gittiği
Türkiye'de teamül, YSK kararlarının
tartışmaya açılmaması gerektiği yönünde. Hele 2,5 sene sonra olursa bunun önüne
kimse geçemez. Yargı bağımsız, deniyor. Türkiye'de yargının bağımsız olduğunu
söyleyecek kimse kalmadı. Keşke hepimiz yargıya güvenebilsek!
Sayın Özgür Özel beni ziyarete geldiğinde
'Partiye hukukî operasyon var' dedi. Ben de ona 'Hukuku beklemeyin, kendiniz
partide etik soruşturma kurulu kurun. Bu iddiaların olduğu belediye
başkanlarını iktidar müdahale etmeden siz partiden ihraç edin' dedim. 3
tanesini böyle ihraç etselerdi iktidarın argümanı elinde kalmazdı.
Mutlak butlan kararı sonrası Kemal Bey'le
hiç konuşmadım. Özgür Bey'i arayıp geçmiş olsun dileklerimi ilettim, çünkü
yapılan iş yanlıştı. Kemal Bey beni aramış olsaydı kanaatimi söylerdim.
O aramadıkça benim aramam, yapılan işlemi
doğru bulduğum anlamına gelirdi. Arasaydı, aramızdaki hukuk gereği 'Hukukî
kararı yok sayamazsınız ama Türkiye'deki ana muhalefet partisinin sarsılmaması
gerekir, siz de bu partinin Genel Başkanı'sınız'" derdim."
"28 ŞUBAT ZİHNİYETİ BURADAKİ
OTORİTERLEŞMEDİR"
"İki tarafın da 2023 ve 2024'te
yaşadığı travmalar var. 2023'te Altılı Masa kaybedince CHP'de travma oluştu,
Sayın Erdoğan ve Bahçeli'de aşırı özgüven oluştu. 2024'te AK Parti travma, CHP
kibirli özgüven yaşadı. 2023'teki AK Parti kibriyle 2024'teki CHP kibri aynı
sonucu doğurdu.
2025'ten itibaren, yani Sayın İmamoğlu'nun
tutuklanmasından itibaren yenilgi içindeki iktidar yolsuzluklar üzerinden
siyasete yön verme imkânı kazandı ve o travmayı atlattı, karşı tarafın zaafı
yardımıyla. CHP ise kendi kibrinin kurbanı oldu ve çok rahat hareket etmeye
başladı. Nasıl olsa iktidara geliyorum diye, bizler dâhil birçok şeyi rencide
eden tutumlar takındı. Belediyelerde rahat davranmaya başladı.
“Nasıl olsa ben iktidara geliyorum” diye
bir çok şeyi rencide edilen muamele ile karşılaştık. Bu kadar hatayı bu kadar
kısa sürede yapabilmek için aşırı özgüven gerekir. “İktidarla Kemal Bey
anlaştılar” genel olarak kamuoyundaki algı bu. Sen buna karşı nasıl siyaset
yapacağına bakmalısın. Özgür Bey normalleşme döneminde Sayın Erdoğan ile
görüştü. O zaman için doğruydu, ben de destekledim. Sayın Erdoğan şu anda
Cumhurbaşkanı şapkasıyla davranmıyor. Yanlışlık burada. Eski danışmanı olarak
şunu söyleyebilirim: Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanlığı şapkasını takıp Türkiye’nin
nereye gittiğine bakmalı. Türkiye’de bu anlamda bir Cumhurbaşkanı boşluğu var.
Sayın Erdoğan’ın vizyon çizen konuşmalarında bile muhalefete bir yüklenme var.
Dünya ve bölge kaynıyor. Türkiye’de tartışılan konular bizim ölçeğimizde büyük
zaaf.
Bugün karşı karşıya olduğumuz şey AK Parti
ya da CHP sorunu da, otoriterleşme sistemi yerleştiriliyor. Buna meydan
okunursa da o taraf daraltılıyor. Açık söyleyeyim bu sistemin başında AK Parti
değil, CHP olsa onlar da aynı şeyi yapar. Aynı şekilde otoriterleştirir.
Tehlike olan sistemin kendisi. 28 Şubat zihniyetinin geri gelmesine izin
vermeyeceğiz deniyor. 28 Şubat zihniyeti buradaki otoriterleşmedir."
"BEŞTEPE'YE ÇÖREKLENMİŞ HİÇBİR
SORUMLULUĞU OLMAYAN ADAMLAR DEVLET AKLI ÜRETTİLERİNİ İDDİA EDİYORLAR"
"Türkiye'de üç siyasal akım var:
muhafazakârlık, milliyetçilik, seküler/sosyal demokrat çizgi. Biz şu anda bu üç
akımın iktidarda otokratik versiyonlarını görüyoruz; MHP, AK Parti ve
Beştepe'ye çöreklenmiş görünüşte seküler ama gerçekte Marksist dogmalardan
kaynaklanan otoriter bir yapılanma var. Herkes Beştepe'yi Tayyip Bey'in
etrafındaki muhafazakâr bir çevre zannediyor, hayır! Beştepe'deki hiçbir
sorumluluğu olmayan adamlar devlet aklı ürettilerini iddia ediyorlar."
"'BİZ SİZİ GÖRDÜĞÜMÜZDE
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ GÖRÜYORUZ' DİYORLAR"
"Dün Mesrur Barzani ve KDP ile 2,30
saat görüştüm. Bir resmi görevim yok tabii. Onların dediği ise "Biz sizi
gördüğümüzde Türkiye Cumhuriyeti devletini görüyoruz". “Ne tavsiye
ediyorsunuz” diye soruyorlar.
“Amerika ve İran arasında nerede duralım?”
diye sordular O zaman onlara sakın ha savaşın tarafı olmayın dedim. Orta
Doğu’nun önemli iki kartı var biri Kürt kartı diğeri Filistin kartı.
“Irak içinde ne yapılmalı?” diye
sorduklarındaysa “Kendi içinizde mücadele etmek yerine Bağdat bölgesinde etkili
olun” dedim. Son olarak da Kürt bölgesinde hükûmet kurulamaması hakkında bir
hükûmetin nasıl kurulacağını konuşuyoruz. "
"KANDİLİ BOŞALTMA MESAJI
VERDİM AMA BENİM DEVLET ADINA BİR ŞEY SÖYLEME GÖREVİM YOK"
"Kandili boşaltma mesajı verdim ama
benim devlet adına bir şey söyleme görevim yok. İlk ve son gidişimde de bu
mesajı verdim. Onlar da özellikle Erbil kanadı da bu konuda ciddi. PKK onlar
için de bir tehdit. Onlar da PKK’nın tasfiyetsini kendi açılarından çıkar
olarak görüyor."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.