Sovyetler Birliği dağıldı, Soğuk Savaş bitti….
ABD, karşısındaki en büyük siyasi ve
askeri gücün çöküşü Yeni Dünya Düzeni’nin başlangıcı oldu. Neler yaşandı:
Ortadoğu yeniden biçimlendi; Körfez Savaşı
ile Amerikan askeri gücü bölgeye yerleşti...
İsrail-Filistin sorunu Washington’ın yeni
Ortadoğu düzenine bağlandı. Ve asıl büyük kapışma Asya’da başladı: ABD’nin gözü
eski Sovyetlerdeki Müslüman cumhuriyetler üzerindeydi: Kazakistan, Kırgızistan,
Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan… Coğrafyada petrol vardı, doğalgaz vardı.
Stratejik konumu Çin’e dayanıyor, İran’ı kuzeyden kuşatıyor, Afganistan’a
açılıyordu...
Mesele birkaç yeni devletin bağımsızlığı
değildi. Asıl kavga, Sovyetlerden boşalan bu coğrafyada kimin nüfuz
kuracağıydı?
Bu sorunun yanıtı sizi Kozinoğlu dosyası
ile buluşturacak.
CIA ELEMANLARI
Soğuk Savaş biter bitmez Washington
harekete geçti. Birkaç ay içinde Rusya dışındaki 11 eski Sovyet cumhuriyetinde
Amerikan büyükelçilikleri açtı...
1992’de çıkardığı Özgürlüğü Destekleme
Yasası ile milyarlarca dolarlık yardım; serbest piyasa, yeni siyasal kurumlar,
medya ve sivil toplum programlarına bağlandı…
Askeri adım gecikmedi: 1994’te Azerbaycan,
Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve ardından Özbekistan NATO’nun Barış
İçin Ortaklık programını başlattı.
Bu Müslüman toplumlarla nasıl ilişki
kurulacaktı?
CIA yöneticisi Graham Fuller, 1991’de
Pentagon için hazırladığı çalışmada İslam’ın bütünüyle düşman sayılmasına karşı
çıktı. Sonraki yıllarda RAND raporları daha sonra bunun adını koydu: “Ilımlı
İslam”...
Yıllar sonra Fuller’ın, Fethullah Gülen’in
ABD’de kalabilmesi için referans veren CIA görevlilerinden biri olması tesadüf
değildi…
Washington planı yaparken o coğrafyada ne
yaşandı?
FETÖ, Türkiye dışındaki ilk lisesini
1992’de Azerbaycan’da açtı. Aynı yıl Kazakistan’a geçti. Ardından Kırgızistan,
Özbekistan ve Türkmenistan geldi. Yedi yıl sonra Kazakistan’da 30,
Kırgızistan’da 15, Özbekistan’da 16, Türkmenistan’da 10, Azerbaycan'da 15 okul
açtı…
Ayrıca üniversiteler kurdu. Zaman
gazetesini yerel dillerde yayımladı. Vs.
Bu okulların hedefi bu yeni
cumhuriyetlerin gelecekteki yöneticilerini yetiştirmekti…
Rusya gelişmeden rahatsız oldu. Rusya/
Putin 2007’de FETÖ bağlantılı 16 okulu kapattı.
Özbekistan daha erken davrandı, okulların
tamamını 2001’de kapattı.
Evet konu hiç eğitim değildi; Rusya-
Özbekistan bu ağı güvenlik meselesi olarak gördü.
Türkiye’nin bölgedeki bu gelişmeleri
izleyen kurumu vardı:
FETÖ’nün henüz sızamadığı MİT…
BİR DİĞER MİT GÖREVLİSİ
Dönelim şimdi Kaşif Kozinoğlu’na…
1995’te Özel Kuvvetler’den ayrılıp MİT'e
geçti.
Suriye, Bosna-Hersek, Afganistan'da görev
yaptı. Asya bölgesinin tamamı sorumluluk alanındaydı. Özbekistan’a ilk kez
1998’de gitti. Vs.
2010 Eylül’ünde ise MİT Müsteşarı Hakan
Fidan tarafından Asya Bölgesi Başmüşaviri olarak görevlendirildi.
11 Ocak 2011’de yeniden yurtdışına çıktı.
Savcılık çağrısıyla 9 Mart’ta Afganistan’dan Türkiye’ye döndü. Ertesi gün
tutuklandı...
Fakat burada başka ismi tanımamız
gerekiyor: Enver Altaylı...
Ailesi Sovyetler’den kaçıp Özbekistan’dan
Türkiye’ye geldi. Türkiye'de Soğuk Savaş kuşağının antikomünist isimlerinden.
Altaylı’nın Amerikan istihbarat dünyasıyla
ilişkisinde ilk önemli isim yine Özbek kökenli Ruzi Nazar…
Sıradan Amerikalı diplomat değildi; İkinci
Dünya Savaşı’nın ardından CIA’ya girdi. 1959’da Ankara’ya geldi ve 1971’e kadar
Amerikan Büyükelçiliği’nde çalıştı. Sovyetler Birliği içindeki Türk ve Müslüman
topluluklar uzmanlık alanı idi...
Enver Altaylı, Ruzi Nazar’ın “baba dostu”
idi. Bağ bununla kalmadı:
Nazar, Altaylı’yı dönemin MİT Müsteşarı
Fuat Doğu’ya tavsiye etti. Altaylı 1968’de MİT’e alındı; Sovyetler ve Doğu
Avrupa üzerine çalışmak üzere F. Almanya'ya gönderildi...
Keza, Altaylı’nın CIA çevresindeki diğer
önemli tanışıklığı Türkiye İstasyon Şefi Duane Clarridge idi. Vs.
Bu tarihler neden önemli:
Sovyetler dağıldığında Enver Altaylı’nın
yıllardır ilgilendiği Orta Asya yeniden CIA’nın gündemine geldi.
2008’de ise Kaşif Kozinoğlu’nun adı, Enver
Altaylı’nın bilgisayarında ele geçirilen belgelerde karşımıza çıktı: F. Gülen'e
gönderdiği mektupta Kozinoğlu'nu, Özbekistan'daki Gülen okullarının
kapatılmasından sorumlu tuttu! MİT içindeki cemaat mensuplarını takip ettiğini
öne sürdü. Ve: Hakkında şu ifadeyi kullandı:
-“Etkisiz hale getirilmeli.”
Sonrası malum…
Koz. doc
16 Eylül 2026
Dünkü yazımda Kaşif Kozinoğlu dosyasını
2011’den değil, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991’den başlatmak gerektiğini
yazdım. Kozinoğlu’nun neden hedef olduğunu anlamak için Orta Asya’daki
FETÖ-CIA-MİT kavgasına bakmak gerekiyor.
Bugün dosyayı 2011’e getiriyorum. İşe -iki
yıl hapis yattığım- Odatv kumpasının kilit belgesiyle başlıyorum: Koz.doc
FETÖ savcıları, birkaç satırlık bu Word
belgesinden Kaşif Kozinoğlu ile Odatv arasında ilişki çıkardı!
Sözde dosyada, Rusya ve Özbekistan’daki
cemaat faaliyetlerine ilişkin “Kozinoğlu’ndan gelen belgelerin”
değerlendirilmesi isteniyordu.
Odatv’de kimse Kozinoğlu ile tanışmıyordu.
Peki, bu dosyayı kim yazdı? Yıllar sonra
bilirkişiler Koz.doc’un Odatv bilgisayarında oluşturulmadığını saptadı.
-Bilgisayar kullanıcısı tarafından
açıldığına ilişkin iz yoktu.
-Hatta dosya bilgisayarın silinmiş
bölümünde bulundu.
-Bilişim raporları Koz.doc dahil suçlayıcı
tüm dosyaların uzaktan, virüs yazılım kullanılarak Odatv bilgisayarına
yerleştirildiği sonucuna vardı.
Bilgisayara dışarıdan konulan birkaç
cümle, savcıların elinde Kozinoğlu-Odatv bağlantısına dönüştürüldü!
Koz.doc ile dosyanın içine artık MİT
girmişti...
Ara hedef: Hakan Fidan
Kaşif Kozinoğlu yurt dışında görevdeydi.
Odatv soruşturması nedeniyle çağrıldı; 9
Mart 2011’de görev yaptığı Afganistan’dan Türkiye’ye geldi, ertesi gün
tutuklandı.
Bir MİT görevlisinin Odatv dosyasına nasıl
sokulduğunu önceki bölümde anlattım.
Kozinoğlu 10 Mart’ta tutuklandı. Altı ay
sonra başka bir gelişme oldu: 13 Eylül 2011…
MİT ile PKK temsilcileri arasında Oslo’da
yapılan görüşmelerin ses kayıtları internete sızdırıldı.
Görüşmeler devletin bilgisi dahilinde
yürütülüyordu. MİT müsteşarı Hakan Fidan Başbakan Erdoğan adına masadaydı.
Kayıtların servis edilmesi, Oslo’nun
siyasi anlamını tersine çevirdi. Devletin gizli yürüttüğü görüşme açığa
çıkarıldı: MİT’in çözüm süreci başlangıcında PKK ile görüşmesi, “MİT-PKK
ilişkisi” görüntüsüne çevrildi! Yetmedi.
13 Ocak 2012’de Diyarbakır’daki DTP
binasında yapılan aramada Oslo görüşmelerine ait kayıtların bulunduğu ileri
sürülen harddisk ele geçirildi… Yıllar sonra harddiskin oraya FETÖ
mensuplarınca yerleştirildiği tespit edildi.
Tanıdık geliyor mu bunlar?
-Odatv’de bilgisayara dışarıdan
yerleştirilen Koz.doc…
-Diyarbakır’da bulunduğu ileri sürülen
Oslo harddiski…
-Ve, 7 Şubat 2012’de FETÖ savcısı, MİT
Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner, eski Müsteşar Yardımcısı Afet
Güneş ve iki MİT görevlisini şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırdı…
Bakınız:
Kozinoğlu’nun Odatv kumpasına sokulması
başka dosya, 7 Şubat MİT operasyonu başka dosya gibi anlatıldı. Oysa sormanız
gereken asıl soru şu:
FETÖ, MİT’e 7 Şubat 2012’de mi yöneldi?
Yoksa MİT’e giden yol, bir yıl önce Kozinoğlu’nun Odatv kumpasına sokulmasıyla
mı açıldı?
Koz.doc’un hedefindeki kurum belliydi:
Ana hedef: Erdoğan
“FETÖ MİT’i ele geçirmek istiyordu” demek
yetmiyor. O gün devletin içinde neler oluyordu?
Ergenekon… Balyoz… Poyrazköy… Askeri
Casusluk…
FETÖ kumpası olduğu ortaya çıkan bu
operasyonlarda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çok sayıda subayı tutuklandı,
tasfiye edildi, Genelkurmay’ın kozmik odasına bile girildi...
FETÖ’nün emniyet ve yargıdaki gücü artık
soruşturma açabilecek, dijital delil üretebilecek, insanları yıllarca
cezaevinde tutabilecek noktadaydı...
Ve şimdi hedefte MİT vardı...
FETÖ için bu teşkilatı denetim altına
almak hayatiydi.
Birincisi: Oslo’da devlet, PKK ile
silahların susmasını sağlayacak yol arıyordu. 7 Şubat davasının gerekçeli
kararı operasyonun amaçlarından birini tanımladı: Çözüm sürecini durdurmak...
Hakan Fidan tutuklanacak, MİT “PKK ile
birlikte hareket eden kurum” görüntüsüne sokulacak ve buradan görüşmeleri
yaptıran Erdoğan’a gidilecekti… Duruşmalarda “Rusya-Çin-İran’a yakınlaşan
Erdoğan düşürülecek” dedik ama dinletemedik…
İkincisi: MİT, FETÖ yapılanmasını izleyen
devlet kurumuydu. -Örneğin, FETÖ’nün Kozinoğlu’nun hazırladığını iddia ettiği-
MİT 2004’te “Fethullah Gülen Grubu’nun Yurt Dışı Faaliyetleri” başlıklı rapor
hazırladı.
7 Şubat davasının gerekçeli kararındaki
tespit önemli: Hakan Fidan, Emre Taner ve Afet Güneş’in hedef alınma
nedenlerinden biri, FETÖ’nün MİT’e sızmasına karşı gösterdikleri direnç...
FETÖ’nün 2011 tablosunu hatırlayın:
-TSK’da rakip gördüğünüz kadroları tasfiye
ediyorsunuz...
-Emniyet ve yargıda büyük güç
kazanmışsınız…
-Medyayı kontrolünüze almışsınız…
Ancak sizi izleyen, yurtdışı
bağlantılarınızı raporlayan ve doğrudan hükümete bilgi veren MİT henüz
denetiminizde değildi...
O halde:
Kozinoğlu dosyasına salt “öldü mü,
öldürüldü mü” diye bakmak konuyu darlaştırır: Asıl hedef MİT idi.
FETÖ kumpaslarının ortak yöntemi buydu:
Önce dijital delil üretiliyor, sonra o delilden ilişki çıkarılıyor ardından
hedef alınan kişi ve kurum soruşturmanın içine çekiliyordu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazarak, düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz.